Rabbimizden razı olduğu ve kabul ettiği kâmil iman ve o imanın gereği olan Salih amel, ibadet ve itaatle birlikte sıhhat, afiyet ve ferahlık duası, temennisi ve niyazı ile sizi, kalbî muhabbetlerimle selâmlıyorum:
RAHMET KAPILARI AÇILIRKEN TÖVBE İLİ BERAT ARAYİŞİ
Enes b. Malik (R.A.) den rivayete göre, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz ölüm döşeğinde olan bir gencin yanına girdi ve ona:
“Sen kendini nasıl hissediyorsun. buluyorsun?” diye sordu. Yâni dünyadan âhirete göçüşün¬de kalbin nasıldır, Allah'ın rahmetini mi umuyorsun, yoksa Allah'ın gazabından mı korkuyorsun? O genç:
- Yâ Resûlallah! Rabbimin rahmetini ümit ediyorum, ama günahlarımdan da korkuyorum, diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
“Bu vakitte yâni ölüm döşeğinde her hangi bir Mü’min kulun kalbinde bağışlanma umudu ve günah korkusu birleşince mutlaka Allah o kuluna dilediği mağfiretini verir ve onu korktuğu azabından emin kılar.”
Bu hadis-i şerif, Mü’min kimsenin, hayatı boyunca dâima Allah korkusu ile mağfiret ümidini birlikte beslemesini, hattâ ölüm döşeğinde bile Allah'ın azabından kendisini emin görmemesini ifade eder. Gerçi ölüm döşeğinde mağfiret umudunun azab kor¬kusuna ağır basmasının fazileti ve uygunluğu hakkında hadîs-i şerifler var-dır.
İnsan, beşerdir; unutur, yanılır, hata eder. Kimi zaman Rabbinin emir ve yasaklarına uymakta rehavete kapılır, kimi zaman da kul ve kamu hakkını gözetmeyerek günaha dalar. Ancak şu hususlar çok önemlidir: Kişi, günahlarını küçük görmemelidir. Haramlarla övünmemelidir. Hata ve yanlışlarında ısrar etmemelidir. Cenâb-ı Hak, takva sahibi müminlerin bu özelliğini bizlere şöyle haber vermektedir:
“Onlar fena, kötü bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde hemen ALLAH’ı hatırlayıp günahlarından dolayı tevbe ve istiğfar ederler. Zaten günahları ALLAH Teâlâ’dan başka kim bağışlayabilir ki? Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde bile bile ısrar etmezler.”
Zaman hızla akıp gidiyor. Ömür sermayemiz tükeniyor. Her geçen gün, ahiret hayatına bir adım daha yaklaşıyoruz. Dikkat edelim! Şu kısacık hayatımızın sonucu, ebedi mutluluk veya hüsrana uğramak olabilir. Bizim için en bereketli kazanç; Rabbimizin razı olduğu amelleri eda etmek, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin güzel ahlakını kuşanmaktır. İyilikleri düstur edinmek, kötülüklerden uzak durmaktır. En büyük kaybımız ise; ‘Nasıl olsa Allah affeder’, ‘Vakti gelince tövbe ederim’ gibi düşüncelere kapılarak günahlara dalmak, tövbe kapısını aralamayı ihmal etmektir. Enes (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
“İnsanoğlunun herbiri hata yapar. Ancak hata yapanların en hayırlısı tevbekâr olanlarıdır.” buyurmaktadır.
Önümüzdeki Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece, Ramazan ayının müjdecisi olan Berat Kandilini idrak edeceğiz. Bu mübarek geceyi, hayatımıza yeni bir başlangıç için fırsat bilelim. Hatalarımızı gözden geçirelim, işlediğimiz günahlara tövbe edelim. Ruhumuzu huzursuzluğa, ailemizi mutsuzluğa, iş ve ticaretimizi bereketsizliğe götüren her türlü haramdan uzak duralım. Zaaflarımıza yenik düşüp günaha düştüğümüzde ise Yüce Rabbimizin af ve mağfiretine sığınalım. Unutmayalım ki, günah, kalpte iz bırakan bir leke gibidir. Küçük görülen bu leke, süreklilik arz ederse giderek büyür ve kalbin kararmasına sebep olur. Kalp kararınca da akıl, idrak edemez; göz, hakkı göremez; kulak hakikati duyamaz, dil doğruyu söyleyemez hale gelir. Bu vesileyle Berat Kandilimizi şimdiden tebrik ediyoruz.
Yazımızı Yüce Rabbimizin şu müjdesiyle bitirmek istiyorum:
“De ki: Ey kendilerinin aleyhine günahta haddi aşan kullarım! ALLAH Teâlâ’nın rahmetinden ümidinizi kes¬meyin! Çünkü şirkten tevbe ve iman etmek suretiyle, ALLAH bütün günahları mağfiret eder, bağışlar. Şüphesiz ki O, çok mağfiret edici, çok merhamet edicidir.”
Yorumlar
Kalan Karakter: