SAKLANAN TARİH
(Güneş balçıkla sıvanmaz)
Türk Tarihine ilişkin,
Aşağıda yazacağım bilimsel tarihi bilgiler,
Maalesef ki,
Ne bize
Ve
Ne de bizim çocuklarımıza öğretilememiştir..
Dün Anadolu'yu işgale gelenlerin de
Ve
Bugün terörü meşrulaştırmaya çalışanlarn da;
Türkler Anadolu'ya 1071'de geldiler
Ve
İşgalcidirler iddaasını,
Tamamen geçersiz kılacak kadar,
Önemli bir tarihi bilgiyi,
Bütün bilimsel kaynakçasıyle,
Size aktaracağım..
Anlatacağım bu tarihi olay,
Sadece Türk Tarihi'ni değil,
İnsanlık tarihinin en büyük gizemlerinin çözülüşüne dayanak oluşturacaktır..
Şöyle ki;
Mezopotamya'da Irak'ın Kuzeyin'de 1840'larda,
Binlerce çivi yazılı tabletler bulundu..
Bu keşif bilim Dünya'sında büyük bir merak uyandırdı.
Çünkü bu işaretlerin kim tarafından ne zaman,
Ne anlamında yazıldığı bilinmiyordu..
Bu gizemi çözmek için,
Dünya'nın dört bir yanından,
Dört büyük uzmana emanet edildi.
Bu bilim insanları;
Henry Creswice RAWLİNSON,
Julies Robert 0PPENHEİMER,
William Henry Fox TALBOT
Ve
Edward HİCKS' idiler..
Bu bilim insanlarından;
Biri İran'da görevli bir İngiliz subay,
Biri İrlanda'lı dil bilimci,
Biri Alman kökenli- Fransız filolog
Ve
Biri de İngiliz araştırmacıydı..
Dördü de fatklı ülkeler de,
Farklı masalar da ama,
Aynı bilinmezin peşindeydiler..
1854 yılında,
Musul'un kırk-mil güneyin de,
Asur'ların Başkenti Antik Aşur Şehrin de,
Bir tapınağın altında,
Olağanüstü bir buluntu kesfedildi.
Daha sonra prizma adıyla anılacak olan bu buluntu,
Sekizgen bir sütün üzerinde,
Sekizyüz satır çivi yazısı vardı.
Millattan önce 1.100 civarında hüküm süren,
Bir Asur kralına aitti..
Bu itibar ile,
Çivi yazısının çözümü
Benzersiz bir referans metniydi.
Hem uzun,
Hem düzenli
Ve
Hem de tarihsel olarak,
Son derece netti..
İngiltere Kraliyet Derneği 'SOYAL ASIKTIC SOCIETY. ,
Bilim tarihinde,
Eşi görülmemiş bir adım atarak;
Bu metnin kopyasını aldı,
Dört ayrı zarfların içine koydu
Ve
Dünyanın önde gelen uzmanlarına gönderdi..
Her biri kendi yöntemiyle,
Bulunduğu ülkede,
Digerlerinden habersiz olarak çalıştılar..
Aylar sonra zarflar geri döndü
Ve
Bu zarflar açıldıklarında,
İnsanlık tarihi açısından,
Eşsiz bir an yaşandı;
Dört bilim insanının çözümü neredeyse,
Bire-bir aynıydı..
Aynı kelimeler,
Aynı ekler
Ve
Aynı kök yapılarıydı..
Bu sadece bir yazının çözümlemesi değildi,
Uygarlığın kökenine açılan kapıyı,
Artık aralamıştı..
Çünkü dört bilgin de,
Şunu tespit etmişti;
"Bu yazı eklemli bir dildir,
Köklere ekler getiriliyordur,
Tıpkı Türkler'de olduğu gibidir
Ve
Devamında da,
Aynı yapı Sümer'ce de,
Aynı yapı Akat'ca da,
Aynı yapı Elam'ca da,
Aynı yapı Hitit'ce'de de vardır
Ve de
Dört bilgin aynı cümleyi kurdu ki;
'Bu yazı Asya kökenlidir
Ve
Bu Halklar Turani'dir'.."
Bugün bile hâlâ çürütülemeyen bu bulgular,
O kadar güçlüydü ki,
Dünya'nın en prestijli 'Ansiklopedi Britannica' ,
1859 baskısında;
Sumer:
Akat:
Elam:
Hitit:
İçerikli tanımlamalarının karşılıklarına açıkça şunu yazdı:
"Dil yapısı eklemlidir,
Turani karakterlidir.
Semitik değildir"..
150 yıl bundan önceki bilimsel gerçek böyleydi.
Lakin bugün ki bilimsel gerçeklik de budur aslın da..
Peki o dönem de,
Daha sonra ne mi oldu?
O lanetliği de anlatayım;
1873'de Filozof Ernest RENAN çıktı dedi ki;
"Turan'i Halklar uygarlık kurmaz"
Ardından da 1876'da ,
İngiltere Başbakanı Glasgoz daha da sert konuştu ki;
"Uygarlıkları Türklere
Ve
Turani Halklara mal etmeyiniz,
Bu kabul edilmez sonuçlar doğurur"..
Bu söz aslında şunu söylüyordu;
Bilim artık bu yönde ilerlemeyecektir
Ve
Maalesef ki,
Gerçekten de öyle oldu..
Turani tanımlamalar ansiklopedilerden silindi.
Mezopotamya uygarlıklarının kökenine hiç bir bilimsel bulgu,
Bugün bile olmamasına rağmen,
"Hint Avrupa" diye yazıldı..
Britannica Ansiklopedilerindekileri değiştirmek için ise;
Henry Creswicke RAWLİNSON
Julies Robert OPPENHEİMER
William Henry TALBOT
Ve
Edward HİCKS
Bilim İnsanının,
Dördünün de ölmesi beklendi
Ve
Dördü de yaşamlarının sonucunda öldüklerinden sonra,
İlgili maddelerin hepsi sessizce değiştirildi.
Yani bilim bir an da,
Siyasetin malzemesi haline geldi
Ve ya
Emperyalizmin..
Bu maddeler değiştirildikten sonra,
Turani Halkların Mezopotamya'da bulunmaları,
İşgal politikalarının gerekçesine dönüştürüldü..
Sonrası zaten malümünüzdür ki,
Türk milletinin yok olması galyanları
Ve
Hezeyanları da,
Arkadından geldi
Ve de
Osmanlı'nın son dönemlerinde,
Lanetlenen,
Küfür edilen,
İnsandan sayılmayan,
Makamlardan uzaklaştırılan,
Sürdürülen,
Tiksinleştirilen,
Köyleri talan edilenler konumuna koyuldular..
Daha sonrasında da,
Bütün toprakları emperyalist ülkeler tarafından işgal edilmiş olup,
Top-yekün Anadolu topraklarında kırdırılarak yok edilmeleri planlanmışken;
Bir milletin yeniden dirilişi,
Ulusal Kurtuluş savaşlarını vermeleriyle sağlanmış oldu..
İşte Atatürk'ün Türk Tarih Tezi,
Tam da bu acılar,
Bir daha bu millete reva görülmesin
Ve ya
Yaşatılmasın diye geliştirildi..
Atatürk diyordu ki;
"Türkler medeniyet yıkıcı değildirler
Ve
Tam tersine,
Medeniyetin kurucu unsurlarındandırlar.
Bunu bilim ışığın da,
Bilim adamlarının kendi bulgularıyla anlatacağız.."
Buna dair de,
Türk Tarih Kurumu kuruldu.
Türk Tarih Tezi okullarda okutuldu.
Bilimsel kaynaklarla,
Türk çocuklarına açıkça öğretilerek gösterildi..
Lakin ne yazık ki;
Atatürk'ün vefatından sonra 1939'da,
'Türk Tarih Tezi' rafa kaldırıldı.
Sümer, Hitit, Turani kökenlerine dair araştırmalar,
Müfredattan çıkarıldı.
Ders kitaplarının tamamı değiştirildi.
Bu bilgi kesintileri bugüne kadar süregeldi
Ve
İşin ironik tarafı şudur ki,
Bugün dahi modern araştırmalarda örneğin;
Hyun Jin Kim'in,
The Huns Rome And
The Brith Of Europe kitabı
Ve ya
Çalışmasının verileri,
Türk Tarih Tezi'nin,
Temel kabullerini,
Bir-bir doğruluyor..
Atatürk'ün dayanak oluşturduğu bilim verleri,
150 yıl sonrasında da,
Bütün bilimsel doğruluklarıyle ayaktadır ama,
Biz hâlâ bu gerçekleri günümüzde bile bilememekteyiz..
Yani hâlâ Anadolu'ya ilk kez,
1071 yılında geldiğimizi sanıyoruz
Ve
Çocuklarımız da hâlâ bu hakikatı bilememektedirler.
Çünkü bu bilimsel veriler hepimizden bilerek saklanmaktadır
Ve de
Kasıtla öğretilememektedir..
Unutmamamız gerekir ki,
Günümüzde hâlâ,
Milli mücadelemiz devam etmektedir.
Lütfen bu ulvi mücadelede,
Birbirimizi yalnız bırakmayalım..
☆
“Kalite;
Hiç kimse izlemiyorken,
Doğru olanı yapmaktır!”
Selam Sevgi Saygı ile Günleriniz Hayrolsun💕
Yorumlar
Kalan Karakter: