Bugün dünyada ve ülkemizde hakim ekonomik yapının genel adı, kapitalizimdir. Kapitalizm, katı bir kast sisteminin, aralarında uçurumlar olan sınıfların, efendiler ve kölelerin arasındaki kapanmaz uçurumların ve küresel dünya düzeninin adıdır. Bu, insan düşmanı bir sistemdir. Piramide benzeyen sistemin tepesinde aristokratlar, seçkin ve malik sınıf vardır. Sermayenin ve mülkün sahipleri de bunlardır.
Arabası, evi ve geçinecek kadar geliri olanlar orta sınıfı oluştururlar. Bunlar, aristokratlara taşeronluk, bürokratlık, yardımcılık yapma şerefine erişebilenlerdir. Bir de yoksullar vardır. Piramidin aslını, temelini ve çoğunluğunu teşkil ederler. Karın tokluğuna çalışırlar, açlıkla mücadele etmek ve karınlarını doyurabilmek, hayatlarının özetidir.
Sistemin nihai hedefi orta sınıfı yok ederek, sınıf sayısını ikiye düşürmektir. Çok zenginler ve çok yoksullar. Kısacası efendiler ve köleler. Dünyanın her ülkesinde kapitalizm bu hedefine erişmek üzeredir. Bu yüzden dünya emekçilerini korkuç şeyler beklemektedir. Gene batılılar eliyle merkezi Rusya olan ve kapitalizm karşıtı ekonomik ve siyasal bir sistem de denendi. Özel mülkiyetin karşıtı, tamamen devletçi bir anlayışla hareket edildi. Kağıt üzerinde emek, en yüce değer ilan edildi. Böylece de insanların eşit oluvereceği varsayıldı. Bu şekilde insanın fıtratı ve eğilimleri göz ardı edildi. Bencil bir varlık olduğu, kendisine kanun koyma yetkisi verildiğinde kanun koyucuların kendilerine, sınıflarına, kabilelerine, ailelerine iltimas geçip onların menfaatine olacak düzenlemeleri yapacakları hesaba katılmadı. İlletli doğan bu yeni sistemin birinci aşamasına SOSYALIZM, ikinci aşamasına KOMİNİZM adı verildi. Yeni aşılanan umut, 70 yıl düşe-kalka varlığını devam ettirdi. Ancak kendi içindeki çıkmazı bir türlü aşamadı ve sonuçta bitti. Şu anda kapitalizm, dünyanın sahibi pozisyonundadır, seçeneksiz ve tek sistem görünümündedir.
Değerli okurlarım; Kapitalizmi ve Sosyalizmi çok kısaca tanımladıktan sonra esas meseleye yani insanın dünyadaki yeri konusuna gelelim. Yüce yaradan insanı kendisinin halifesi olarak yaratmış, tüm yaradılanların en şereflisi olarak onurlandırmıştır. Rabbimiz, büyük değer verdiği insanın sefalete düşmemesi ve acz içinde, çaresiz kalmaması için ona doğruyu gösteren peygamberler ve kitaplar gönderdi. Böylece Allah insana merhamet etmiş, başıboş bırakmamış, elinden tutmuştur. Halife olup şerefli kalma ya da şerefsiz olma tercihini de insanın özgür iradesine bırakmıştır.
İslam sadece bir din değil aynı zamanda kapsamlı bir dünya düzenidir. İslam’ın anayasası Kur’anı Kerim’dir. Kanunları ve kuralları herkesin kendine yonttuğu, bal tutanın parmağını yaladığı beşeri sistemlerdeki gibi insanlar koymaz.. Tüm insanların yaradıcısı, sahibi, taraf tutmayacak, torpil yapmayacak olan Allah belirler temel esasları. İslam hem din, hem kültür, hem de yaşam biçimidir, hayattır. İslam’da insanlar eşittir. Sınıflar ve kast sistemi yoktur. Kardeşlik vardır. Kimse kimseden üstün değildir. Allah katında tek üstünlük ölçüsü, takvadır yani Allah’ın emirlerine sadakat, ihlas ve tam bağlılık..Bunu yapanlar, en üstün olanlardır. 600 yıl hüküm süren Osmanlı da, İslami esaslarla dünya yönetimine yön vermiştir. İnsan gerçek değerini ancak İslami sistem içinde bulabilir.
Önümüzde iki seçenek mevcuttur. Ya İslam’ı seçip adam gibi hem bu dünyamızı hem de ebedi yaşamımızı abad edip kazanmak, ya da siyonizmin ekonomik modeli olan kapitalist sistemin içinde herşeyini kaybetmiş bir köle olarak kalmak. Karar senin, ister şerefli, isterse de şerefsiz olmayı hür iradenle seçmek durumundasın...
Saygılarımla.
İDRİS ORTAKAYA
Yorumlar
Kalan Karakter: