Grönland, son günlerde yalnızca Arktik’in eriyen buzlarıyla değil, Soğuk Savaş’tan kalan gölgelerle de dünya gündeminin merkezine yerleşmiş durumda.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ın “ABD kontrolüne alınması gerektiği” yönündeki çıkışı, Danimarka ile Washington arasında diplomatik tansiyonu yükseltirken, bilim insanlarının yaptığı yeni uyarılar, buz tabakasının altında yatan çok daha derin ve tehlikeli bir mirası yeniden gün yüzüne çıkardı: Camp Century.
BUZUN ALTINDAN YÜKSELEN TEHLİKE
NASA’ya ait bir pilotun, Grönland üzerinde yürütülen havadan radar testleri sırasında yer altında anormal yansımalar tespit etmesiyle başlayan süreç, uzun süredir terk edilmiş bir ABD askeri üssünün yeniden keşfine yol açtı. “Camp Century” olarak bilinen bu tesis, Grönland buz tabakasının yaklaşık 36 metre (118 fit) altında bulunuyor ve yaklaşık 1,1 kilometre uzunluğunda, 500 metre genişliğinde bir alanı kaplıyor.
1950’lerin sonlarında, Soğuk Savaş’ın en gergin dönemlerinden birinde inşa edilen Camp Century, bir dönem kendi kendine yeten tam teşekküllü bir yer altı kasabası olarak faaliyet gösterdi. Üste bir hastane, tiyatro, kilise, dükkânlar ve yaşam alanları bulunuyordu. Enerji ihtiyacı ise küçük, deneysel bir nükleer reaktör tarafından karşılanıyordu. Ancak bugün Camp Century, askeri bir tesis olmaktan çok, iklim krizinin tetiklediği çevresel ve siyasi bir saatli bomba olarak tanımlanıyor.
‘BUZ HER ŞEYİ HAPSEDER’ YANILGISI
Bilim insanlarına göre, Camp Century’nin inşa edildiği dönemde hâkim olan temel varsayım şuydu: Grönland’ın kalın buz tabakası, atıkları sonsuza dek güvenli biçimde hapsedecekti. Bu varsayım artık geçerliliğini yitirmiş durumda.
Colorado Boulder Üniversitesi’nden iklim bilimci James White, durumu şu sözlerle özetliyor: “İklim değişikliği, gaz pedalına sonuna kadar basmaktan başka bir şey yapmadı. Atıkların sonsuza dek buz altında kalacağı fikri gerçekçi değil.”
Grönland’daki buzullar, küresel ısınmanın etkisiyle her geçen yıl daha hızlı eriyor. Bu durum, Camp Century’de geride bırakılan kimyasal, biyolojik ve radyoaktif atıkların zamanla çevreye karışma riskini ciddi biçimde artırıyor.
BUZUN ALTINDA NE VAR?
Colorado Boulder Üniversitesi Çevre Bilimleri Araştırmaları İşbirliği Enstitüsü (CIRES) liderliğinde yürütülen uluslararası araştırmalara göre Camp Century’de:
Yaklaşık 9200 ton fiziksel atık
200 bin litreye yakın dizel yakıt
Boya ve elektrikli ekipmanlarda kullanılan poliklorlu bifeniller (PCB)
Nükleer reaktörün soğutma sisteminden kaynaklanan radyoaktif maddeler bulunuyor.
Özellikle PCB’ler, çevre ve insan sağlığı açısından en büyük risklerden biri olarak gösteriliyor. Kolay parçalanmayan bu kimyasallar; kanser, bağışıklık sistemi hasarı ve gelişimsel bozukluklarla ilişkilendiriliyor. Araştırmalara göre bazı eski Arktik üslerinde boyalardaki PCB yoğunluğu ağırlıkça yüzde 5’in üzerine çıkmış durumda.
RADYOAKTİF MİRAS
Camp Century’de kullanılan nükleer reaktör 1967 yılında kapatıldı. Reaktörden kaynaklanan atıklar, o dönemde buzun altına gömüldü. Gömüldüğü sırada bu atıkların radyoaktivitesi yaklaşık 1,2 milyar bekerel (radyoaktivitenin ölçü birimi) seviyesindeydi.
Bu miktar, büyük nükleer kazalarla kıyaslandığında düşük kabul edilse de uzmanlar sızıntı riskinin tamamen göz ardı edilemeyeceğini vurguluyor. Üstelik tünel sisteminin karmaşık yapısı ve tam olarak haritalandırılamamış olması, olası bir temizlik ya da izleme sürecini daha da zorlaştırıyor.
DANIŞILMADAN KURULAN BİR ÜS MÜ? PROJE ICEWORM
Camp Century’nin hikâyesi, yalnızca çevresel bir kriz değil, aynı zamanda siyasi bir gizlilik skandalı olarak da öne çıkıyor. Üs, kamuoyuna “bilimsel araştırma” ve “kutup koşullarında yaşam” deneyi olarak tanıtıldı. Ancak yıllar sonra ortaya çıkan belgeler, Camp Century’nin aslında “Proje Iceworm” adlı gizli bir planın parçası olduğunu gösterdi.
Bu plana göre, Grönland buzullarının altına döşenecek demiryolu hatlarıyla 600 nükleer başlıklı balistik füze Sovyetler Birliği’ne karşı konuşlandırılacaktı. Daha çarpıcı olan ise şu: Bu planın detaylarından Danimarka hükümetinin bile haberdar olmadığı iddia ediliyor.
Oysa Camp Century, 1951 tarihli Grönland Savunma Anlaşması kapsamında, ABD ve Danimarka’nın bilgisi dâhilinde inşa edilmişti. Tarihi raporlar, Danimarkalı yetkililerin planlama ve çevresel izleme süreçlerine katıldığını, hatta bazı radyoaktif atıkların doğrudan buza gömülmesine onay verdiğini gösteriyor. Ancak Iceworm Projesi’nin gerçek kapsamı, Danimarka kamuoyundan uzun yıllar gizli kaldı.
YEDİ YIL SÜREN BUZ ALTINDA HAYAT
Camp Century, faaliyette olduğu yaklaşık yedi yıl boyunca, aşırı izolasyon koşullarında yüzlerce askere ve mühendise ev sahipliği yaptı. Üs, en yakın yerleşim olan Thule Hava Üssü’ne yaklaşık 200 kilometre uzaklıktaydı.
Yiyecek ve yakıt sevkiyatları, “salıncak” adı verilen kızaklı konvoylarla yapılıyordu. Kötü hava koşullarında bu yolculuklar günler sürebiliyordu.
Üste görev yapan mühendislerden Austin Kovacs, yıllar sonra verdiği röportajda, tehlikeden çok monotonluğun insanları zorladığını anlatıyor: “Tehlikeli olduğu düşünülüyordu ama asıl sorun sıkıntıydı. Haftalarca aynı şarkıyı, aynı sesi duyuyordunuz.”
BİLİMSEL MİRAS: KAVANOZLARIN İÇİNDEN ÇIKAN TARİH
Camp Century’nin en beklenmedik mirası ise askeri değil, bilimsel oldu. 1966’da yapılan derin sondaj çalışmaları sırasında, Grönland buz tabakasının tabanından çıkarılan toprak örnekleri, yıllar sonra büyük bir keşfe yol açtı.
2019’da Vermont Üniversitesi’nden jeolog Paul Bierman ve ekibi, bu örnekleri inceledi. Toprakta bulunan yapraklar, yosunlar ve böcek kalıntıları, Grönland’ın geçmişte buzsuz olduğu dönemlere işaret ediyordu.
Bu bulgular, Grönland buz örtüsünün sanılandan çok daha genç olduğunu ve geçmişte deniz seviyelerinin ciddi biçimde yükseldiğini ortaya koydu. Bilim insanlarına göre bu durum, gelecekte eriyebilecek trilyonlarca ton tatlı suyun okyanuslara karışma ihtimalini de gözler önüne seriyor.
BUZUL KAZANDI, ORDU KAYBETTİ
Iceworm Projesi, en başından itibaren teknik olarak sorunluydu. Buzulların sürekli hareket etmesi, tünelleri, rayları ve altyapıyı kullanılamaz hale getiriyordu. Çelik yapılar bükülüyor, tüneller çöküyordu. 1967’de reaktör kapatıldı, kısa süre sonra Camp Century tamamen terk edildi. 1969’da üsse geri dönen araştırmacılar, neredeyse tamamen çökmüş bir yapı ile karşılaştı. Buz, her şeyi ezmiş ve yutmuştu.
GÜNÜMÜZDE BÜYÜYEN JEOPOLİTİK GERİLİM
Bugün Camp Century meselesi, yalnızca geçmişin bir kalıntısı değil. ABD-Danimarka-Grönland üçgeninde giderek büyüyen bir siyasi ve hukuki tartışmanın merkezinde yer alıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Rusya ve Çin’in Arktik’teki faaliyetlerini gerekçe göstererek, Grönland’ın ABD kontrolüne alınması gerektiğini yeniden gündeme getirmesi, bu tartışmayı daha da alevlendirdi.
Trump, Air Force One’da yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bu çok stratejik bir konu. Şu anda Grönland’ın her yeri Rus ve Çin gemileriyle dolu. Ulusal güvenlik açısından Grönland’a ihtiyacımız var.”
Ancak bilim insanlarına göre Camp Century, askeri rakiplerden çok, iklim değişikliğinin yarattığı bir güvenlik tehdidi oluşturuyor.
GELECEĞİN HABERCİSİ BİR KRİZ
Araştırmacılara göre Camp Century, iklim değişikliğinin, geçmişte “güvenli” olduğu varsayılan uygulamaları nasıl tehdit haline getirdiğinin ilk büyük örneklerinden biri olabilir.
Eriyen buzullar ve yükselen deniz seviyeleri, yalnızca Camp Century’de değil, dünyanın birçok yerinde gömülü kalmış tehlikeli atıkları yeniden gündeme getirebilir. Grönland’ın buzları erirken, Soğuk Savaş’ın gömülü mirası da yavaş yavaş yüzeye çıkıyor. Ve bu miras, yalnızca çevresel değil; siyasi, hukuki ve jeopolitik sonuçlarıyla da uzun yıllar tartışılacağa benziyor.
Daily Mail'in “Hidden threat from secret military base discovered lurking deep below Greenland's ice sheet” ile National Geographic'in “The U.S. built a covert Cold War base under a Greenland glacier. Its secrets are now being revealed” başlıklı haberlerinden derlenmiştir.
Trump’ın sert sözleri ve buzun altındaki sır: Tehlike ortaya çıktı! Grönland’a gömülü karanlık miras…
Grönland’da buzlar erirken, yalnızca iklim değil geçmiş de çatırdıyor. Trump’ın Grönland’ı yeniden dünya gündemine taşıyan çıkışı, gözleri Arktik’in altına...
Yayınlanma :
17.01.2026 11:57
Güncelleme :
17.01.2026 11:57
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: