Dünya unutulmayacak günlerden geçiyor. ABD ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı müşterek operasyon 3’üncü haftasına Trump’ın Avrupa ülkelerini NATO’nun geleceği konusunda tehdit etmesiyle başladı. Hürmüz’deki gemi trafiğini teminat altına alabilmek için boğaza savaş gemisi gönderilmesi çağrısı yapan Trump’a Avrupa ülkelerinden net bir “hayır” cevabı geldi.
Almanya “Bu savaşı biz başlatmadık” derken, AB Dışişleri Bakanları “Krizi çözmek ABD’nin sorumluluğunda” açıklamasını yaptı. Hürmüz Boğazı küresel petrol sevkiyatında büyük önem taşıyor. Peki, petrol fiyatları ile uluslararası çıkarları arasında denge kurmaya çabalayan Avrupa, İran savaşında nerede konumlanacak? Bu savaş NATO’da çatlak yaratacak mı?
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, “Yeni savaşlar olmayacak, bütün savaşları bitireceğim” mesajı ile yürüttüğü seçim kampanyasının ardından 2024’te başkanlığı ikinci kez devraldı. Beyaz Saray’daki ikinci yılının açılışını da Venezuela müdahalesi, Grönland tehdidi ve İran savaşıyla yaptı. Üstelik, dünya petrol sevkiyatının yüzde 20’sinin gerçekleştiği Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğini teminat altına alabilmek için birçok ülkeden askeri destek geleceğini öne sürdü ve ülkelerden ret gelince konuyu NATO çerçevesine çekerek, “NATO’nun geleceği açısından iyi olmaz” göndermesi yaptı.
Trump, sosyal medya hesabından ilk yaptığı açıklamada “Birçok ülke, özellikle de Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından etkilenenler, ABD ile birlikte boğazı açık ve güvenli tutabilmek için savaş gemileri yollayacak” değerlendirmesini yaptı. Trump, “Bu yapay baskıdan etkilenen Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore, İngiltere ve diğerleri bölgeye gemi gönderecek” ifadesine yer verip, Hürmüz Boğazı’nı “öyle ya da böyle” açacaklarını, “güvenli ve özgür” kılacaklarını dile getirdi.
Hürmüz Boğazı'nda bekleyen petrol tankerleri ve kargo gemileri. Fotoğraf: AP
Avrupalı liderlerden gelen cevaplar ise tam tersini gösteriyor. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, “Bu bizim savaşımız değil, bu savaşı biz başlatmadık” diyerek, ülkesinin diplomatik çözüm arzuladığını ve bölgeye daha fazla savaş gemisi göndermenin bu amaca hizmet etmeyeceğini söyledi. Fransa Dışişleri Bakanlığı da sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, donanmasının Doğu Akdeniz’de kalacağını belirterek, “Duruşumuz değişmedi: Savunma” açıklamasını yaptı.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer da ülkesinin İran’la daha büyük bir savaşa sürüklenmeyeceğini kaydetti. Starmer, doğrudan Trump’ın açıklamasına işaret etmeden, baskı ne olursa olsun İngiliz çıkarlarını korumak için kararlı olacaklarını aktardı. Ayrıca, İngiliz yetkililerin boğazın yeniden açılması konusunda hep birlikte neler yapılabileceğini "Avrupalı ortakları da dahil olmak üzere tüm müttefiklerle” çalıştığının altını çizdi. Starmer ayrıca, İran savaşı hakkında “Şunu açıkça belirteyim, bu asla bir NATO misyonu olmadı ve olmayacak” açıklamasını yaptı.
İngiltere eski Genelkurmay Başkanı Nick Carter ise, NATO’nun savunma pozisyonunu hatırlattı. Carter, NATO güçlerinin İran savaşında ABD ve İsrail’e katılmasının uygun olmayacağını belirterek, NATO’nun bir savunma ittifakı olarak kurulduğunu ve tüm maddelerin esasında savunmaya yönelik olduğunu vurguladı.
İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de ülkesinin Hürmüz’deki askeri operasyonlara dahil olmadığını belirtti. Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski de Polonya güçlerini İran'a karşı çatışmaya gönderme olasılığını reddettiklerini ifade etti. Sikorski ayrıca, “Başkan Trump’ın NATO’dan ‘biz’ yerine ‘onlar’ ya da ‘Avrupa’ diye bahsetmesi biraz endişe verici” ifadesini kullandı.
Diğer yandan, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da AB’ye üye 27 ülkenin dışişleri bakanlarının Brüksel’de yaptığı toplantının ardından konuştu. Kallas, Avrupa’nın açık uçlu bir savaşa girmek istemediğini söyledi ve ekledi:
“Bu Avrupa’nın savaşı değil ama Avrupa’nın çıkarları doğrudan tehlike altında.”
Fotoğraf: AP
Bu açıklamaların ardından Trump, “Bizim zaten hiç NATO’nun desteğine ihtiyacımız olmamıştı ki” minvalinde bir paylaşım yaptı. Trump paylaşımında şunları yazdı:
“Askeri alanda elde ettiğimiz bu büyük başarılar nedeniyle, NATO ülkelerinin yardımına artık ‘ihtiyacımız’ yok ve bunu istemiyoruz da-HİÇBİR ZAMAN İSTEMEDİK!”
Trump’ın tutarsız açıklamaları bir yana, tüm bu yaşananlar bir “devaju” hissi veriyor. Çünkü uluslararası toplum en son bir ABD Başkanının Orta Doğu’ya operasyon düzenlenmesi için müttefiklerine koalisyon çağrısı yaptığı zamanı hâlâ anımsıyor. 2003'teki Irak işgali, Avrupa'nın birçok yerinde eski Başkan George Bush'un ısrarıyla hatalı istihbarat neticesinde yapılan ve bedeli ağır olan bir hata olarak görülüyor. Bugün durum farklı olsa da pek çok kişide tarihin tekerrür ettiği hissi hakim.
‘TRANSATLANTİK İLİŞKİLERDE KRİZ VAR’
Burada sözü Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Cihan Günyel’e bırakıyoruz. Günyel, “NATO’da yani Kuzey Atlantik Paktı’nda çatlak mı var” sorusuna Atlantik’in iki tarafı arasındaki mevcut ilişkiyi açıklayarak başladı:
“Trump'ın göreve gelmesinden bu yana ABD ile Avrupalı müttefikleri arasında zaten kriz vardı. ABD’nin Ulusal Strateji Belgesi'nde Avrupa'yı köhnemiş, geri kalmış bir kıta olarak tanımlamaya başladığı net olarak görülüyordu. Trump, zihin dünyasında Avrupalı müttefiklerini birer müttefikten ziyade kendisine eş değer olmayan ve özellikle savunma güvenliği anlamında Amerika'ya yük olan ülkeler olarak görüyor. Bu anlayış bize aslında İran'daki savaşta bir şeyi gösterdi; özellikle NATO'nun katılması gerektiği yönünde yaptığı açıklamalarda şunu görüyoruz: Transatlantik ilişkilerde bir kriz var.”
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte (ortada) ve Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy (sağda) dün, Londra'da İngiltere Başbakanı Keir Starmer (solda) ile görüştü. Fotoğraf: AA
“Trump'ın belki de eksik gördüğü kısım şu: NATO bir savunma paktı” diyen Günyel, NATO’nun üye ülkelerin sınırlarını korumakla meşgul bir savunma ittifakı olduğunu hatırlatarak, Trump’ın biraz bunu göz ardı etmiş gibi göründüğünü aktardı ve Biden döneminden bir örnekle açıklamasına devam etti:
“Örneğin yakın dönemde, 2024’te Biden döneminde hatırlarsanız İran'ın bir drone ve füze saldırısı olmuştu İsrail'e. O zaman ABD, İngiltere ve Fransa beraber İsrail savunmasını gerçekleştirmişlerdi. Biraz daha geçmişe, Irak Savaşı'na bakalım; İngiltere hep yanındaydı. Yani ABD’nin uluslararası sistemdeki müdahalelerinde veyahut aldığı kararlarda Avrupalı müttefikleriyle -ama özellikle İngiltere ve Fransa'yla- sürekli beraber hareket etmesi, süreçleri değerlendirmesi ve bunu biraz da uluslararası hukuk üzerinden çizmesi söz konusuydu. Şimdi Trump'la artık ABD’nin Avrupalı müttefikleriyle ilişkilerinin geriye gittiğini görüyoruz. Bu bize çatlak olduğunu çok net gösteren bir resim.”
‘NATO’NUN 5. MADDESİNİ İŞLETECEK ŞARTLAR YOK’
Trump’ın Hürmüz Boğazı’na askeri destek çağrısından sonra en çok konuşulan konulardan biri NATO’nun 5’inci maddesi oldu. Bu madde, bir üye ülkeye yapılan silahlı saldırının tüm üyelere yapılmış sayılmasını öngören kolektif savunma ilkesi olarak özetlenebilir. Trump’ın önce Avrupalı müttefiklerine çağrı yapıp, sonrasında konuyu “NATO’nun geleceğine” çekmesi ise tabii ki dikkat çekici.
Cihan Günyel, 5’inci maddeyle ilgili değerlendirmesine, söz konusu maddenin şu ana kadar bir kere işletildiğini hatırlatarak başladı. Günyel, “O da 11 Eylül saldırıları sonrasında oldu. NATO 5’inci madde kararı aldı fakat o dönem ABD’nin Afganistan’da NATO'ya gerek duymaksızın kendi başına operasyon yapmasıyla karar hayata geçirilmedi” ifadesine yer verdi. Avrupa’nın ise mevcut durumda NATO’nun 5. maddesini işletecek şartların olmadığını söylediğini kaydeden Günyel, açıklamasına şu ifadelerle devam etti:
“Trump’ın NATO'yu göreve çağırması karşılığında İngiltere ve Almanya çok önemli açıklamalar yaptı. İngiltere Başbakanı Starmer ‘Bu bir NATO misyonu olarak başlamadı ve NATO'yu ilgilendiren bir durum değil’ dedi. Bu konuda da haklıydı. Almanya Başbaknı Merz’in sözcüsü de ‘NATO'nun bu işe karışabilmesi için yasal bir dayanak yok’ açıklamasını yaptı. Yani 5. maddeyi işletecek NATO topraklarına yapılmış herhangi bir saldırı yok. Avrupalılar bunun NATO'nun savaşı olmadığının altını çok net bir şekilde çizdi.”
Trump’ın Batılı müttefikleriyle yaşadığı krize de dikkat çeken Günyel, “İran’a savaş kararı belli ki Batılı müttefiklerle istişareden geçmeden alındı” dedi. Zaten Almanya Başbakanı Friedrich Merz de dün akam tam olarak bunu söyledi. İran'a yönelik saldırılar konusunda hâlâ birçok soruları olduğuna işaret eden Merz, “Bugüne kadar bu operasyonun nasıl başarılı olabileceğine dair ikna edici bir plan ortaya konmadı. Washington bize danışmadı ve Avrupa'nın yardımını gerekli görmedi” diye konuştu.
Merz, kendilerine sorulması halinde şu an yapılanları tavsiye etmeyeceklerini kaydederek, “Bu nedenle, savaş devam ettiği sürece, örneğin Hürmüz Boğazı'nda askeri olarak serbest seyrüseferi sağlamak için bu sürece katılmayacağımızı açıkladık. Bunun için şu ana kadar bir plan yok ve Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği veya NATO'dan bir yetki de yok” açıklamasını yaptı.
‘TRUMP AVRUPALI LİDERLERİ SÜREKLİ KÜÇÜMSÜYOR’
Cihan Günyel de bu konudaki sözlerini şöyle sürdürdü:
“Macron'la hem ismiyle hem gözlükleriyle sürekli dalga geçen, Avrupalı liderleri oldukça küçümseyen açıklamalar yapan bir Trump var. Avrupalılarla ilişkileri bu kadar geriye gitmişken, Ukrayna-Rusya Savaşı'nda Avrupalıları baypas etmişken ki Avrupalıların en büyük şikayetlerinden birisi de buydu, Avrupa güvenlik mimarisini ilgilendiren bir noktada Avrupalı müttefiklerini yok sayıyor. Yani Trump'ın artık ittifak ilişkilerinde Avrupalı liderleri veya Batı ilişkilerini çok önemsemediğini, bunun da aslında İran savaşıyla net bir şekilde ortaya çıktığını söylememiz gerekir.”
Avrupa’nın, özellikle Ukrayna savaşındaki tutumu ve de Avrupalı müttefiklerini bir müttefik olarak görmeyişi sebebiyle Trump'a bu krizde bir tepki verdiği kanaatini dile getiren Günyel, “Günü geldi ve o tepkiyi yansıttılar” diyerek, ABD’nin ayrıca İran coğrafyasından ve Orta Doğu'dan hayli uzak olduğunun altını çizdi:
“Yani güvenlik risklerinden görece çok uzak. Fakat İran, Türkiye'yi kattığımızda Avrupa'nın ve NATO'nun tam yanı başında. İran gibi 90 milyonluk bir ülkeye operasyon kararı alıyorsunuz; bunun ilk yansıması göç olacaktır.
Kaldı ki Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Rum Kesimi’ne füze saldırıları oldu. Yani ilk etkilenen yer elbette ki Avrupa kıtası oluyor. Arap Baharı'nı hatırlayalım; Avrupa ülkeleri çok ciddi bir göçle karşı karşıya kaldı ve hâlâ bunun sonuçlarını yaşıyor. Ciddi terör saldırılarının da yaşandığı bir Avrupa'dan bahsediyoruz. Bugün Türkiye üzerinden yaşanacak göç ve mülteci akını özellikle Avrupa'yı etkileyecektir.”
Öte yandan, Avrupa’nın zaten Ukrayna savaşıyla Rusya'ya uyguladıkları ambargolarla enerji krizine girdiğine işaret eden Günyel, “Şimdi siz İran'a savaş açıp bu sefer de Hürmüz Boğazı'nın kapanmasına neden oldunuz ve dışa bağımlı Avrupa'nın enerji tedarikini ciddi derecede etkilediniz. Trump bir anlamda faturayı Avrupa'ya kesmeye çalışıyor. Fakat Avrupa çok iyi biliyor ki yaşanacak istikrarsızlık ilk kendilerine yansıyacak; bundan dolayı da tutum kaldıklarını düşünüyorum” ifadeleriyle görüşlerini noktaladı.
Yorumlar
Kalan Karakter: