ABD ve İsrail’in başlattığı İran savaşında neredeyse bir ay dolmak üzere. 24’üncü günü yaşanan savaşta Washington ve Tel Aviv ikilisi, İran’a yönelik yoğun saldırılarla ülkedeki askeri altyapının büyük kısmını imha ettiğini savunuyor ve Tahran yönetiminin birçok kilit ismi suikastlarda öldürüldü. Buna rağmen İran’ın gösterdiği direnç ve stratejik hareket kabiliyetinin sürmesi “psikolojik üstünlük İran’a mı geçti” sorusunu gündeme getirdi. Cumartesi gecesi İran’ın İsrail’in güneyindeki Dimona ve Arad kentlerine yönelik balistik füze saldırılarıyla somut hasar yaratması, Tahran’ın suikastlara rağmen rejimin yapısını ayakta tutmayı başarması ve Hürmüz Boğazı üzerinden enerji piyasaları üzerinde baskı kurabiliyor olması gibi etkenlere bakan bazı analistler, “savaşta tempoyu İran belirliyor” yorumlarını yapıyor.
‘ÇOK ZOR BİR GECEYDİ’
İran’ın 21 Mart gecesi gerçekleştirdiği saldırılar İsrail’in güneyindeki Dimona ve Arad kentlerini hedef aldı. İsrail Sağlık Bakanlığı’na göre İran’ın saldırılarında en az 180 kişi yaralandı; yaralıların 116’sı Arad’da, 64’ü ise Dimona’da hastanelere kaldırıldı. İran medyası saldırıların İsrail’in en hassas altyapılarından birinin bulunduğu Dimona yakınlarındaki İsrail nükleer araştırma tesisine yönelik olduğunu öne sürerken, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tesiste herhangi bir radyasyon sızıntısı tespit edilmediğini açıkladı. Saldırılar sonrası İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada “çok zor bir gece” geçirdiklerini belirterek, İsrail’in “tüm cephelerde savaşmaya devam edeceğini” söyledi. İsrail hükümeti ayrıca güvenlik gerekçesiyle ülke genelinde yüz yüze eğitim faaliyetlerini geçici olarak durdurma kararı aldı.
İsrail Başbakanı Netanyahu, İran’ın hedef aldığı Arab kentindeki olay yerinde incelemelerde bulundu. Arad ve Dimona bölgelerindeki İran saldırılarında 200’e yakın İsrailli yaralandı.
DEMİR KUBBE DELİNDİ
Saldırılarda dikkat çeken bir diğer unsur ise İsrail’in çok katmanlı hava savunma sistemlerinin bazı füzeleri engelleyememesi oldu. İsrail ordusu önleyici füzelerin ateşlendiğini ancak en az iki balistik füzenin hedefe ulaşmasını engelleyemediklerini açıkladı. Askeri yetkililer sistemlerin “devreye girdiğini ancak füzeleri vuramadığını” belirtirken olayın nedenine ilişkin soruşturma başlatıldığını duyurdu. İran dün sabah da İsrail’in merkezine saldırılar düzenledi, en az yedi farklı noktaya düşen füze parçaları nedeniyle en az 15 kişi yaralandı.
TEMPOYU İRAN BELİRLİYOR
Sahadaki bu gelişmeler ışığında İsrail basınında Haaretz ve Hayom gazetelerinde yer alan analizlerde, çatışmanın askeri boyutunun ötesinde stratejik hamlelerin temposunu İran’ın belirlediği ve ABD ile İsrail’in çoğu durumda gelişmelere tepki veren taraf konumunda kaldığı ifade edildi. Bu değerlendirmelerde İran’ın özellikle deniz yolları ve enerji hatları üzerinden oluşturduğu baskının savaşın seyrini etkileyen önemli bir unsur haline geldiği vurgulandı. Analistler İran’ın Hürmüz Boğazı çevresinde kurduğu baskıya karşı Washington yönetiminin etkili bir karşı strateji geliştirmekte zorlandığını belirtiyor. Yemen’deki İran destekli Husilerin savaşa dahil olma ihtimali de yakından izleniyor. Uzmanlara göre Husilerin Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb boğazı çevresindeki saldırıları deniz ticaretini ciddi biçimde etkileyebilir ve küresel enerji akışını daha da zorlayabilir.
REJİM ÇÖKMEDİ
ABD ve İsrail yetkilileri savaşın ilk günlerinde İran’ın askeri komuta yapısına yönelik suikastların Tahran’ın operasyonel kapasitesini ciddi biçimde zayıflatacağını savunuyordu. Ancak çatışmanın üçüncü haftasında ortaya çıkan tablo, İran devlet yapısının önemli ölçüde işlevini sürdürdüğünü gösteriyor. İran yönetimi hem İsrail’e yönelik füze saldırılarını sürdürebiliyor hem de bölgesel vekil ağları üzerinden çatışmayı farklı cephelere yayma kapasitesini koruyor. Analistlere göre bu durum, hedef alınan komuta kademesine rağmen İran’ın idari ve askeri karar alma mekanizmalarının tamamen felç olmadığını ortaya koyuyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: