KÖYÜMÜ ÖZLERSEM İMDADIMA YAHYA KEMAL YETİŞİR .

Cihat DÜNDAR, sevilen yazar Cevat Çırak ile sizin için konuştu. Hayatı ve kitabı üzerine sohbet eden yazar ilk kitabından oldukça olumlu geri dönüşler aldığını şu sözlerle kaydetti : Sıcak, samimi ve övgü dolu sözler beni ziyadesiyle mutlu ediyor ve yeni projelerim için cesaretlendiriyor. Öte yandan salgın sürecini anlatan Cevat Çırak yeni çalışmalarından da söz etti. İlk kitabı ile aynı çizgide fakat daha sürpriz dolu bir kitabı okurlarına sunacak olan yazar sonrasında sitemde bulundu.

KÖYÜMÜ ÖZLERSEM İMDADIMA YAHYA KEMAL YETİŞİR .
07 Eylül 2020 - 14:25 - Güncelleme: 07 Eylül 2020 - 14:58

Şehir çocuklarına çok üzülüyorum. Oysa köy çocukları sevgiyi öğrenmeye hayvanları ve toprak sevmeyi öğrenerek başlıyorlar.

Öncelikle Sizi Tanımak İsteriz. Cevat Çırak kimdir?
     Cevat Çırak bir Evlad-ı Fatihan’dır. Bulgaristan Deliorman eteklerinde bulunan şirin bir kasaba olan Eski Cuma’da  1965 yılında doğdum. Eski Cuma (Targovishte) kasabasının Muratlar (Buynovo) Köyündenim.  Altıncı sınıfa kadar Ata yurdundaki köyümde okudum daha sonra ailem ile birlikte 1978 yılında anavatan Türkiye’ye göç ettim. Yedinci sınıftan itibaren İstanbul Gaziosmanpaşa Küçükköyde bulunan Vefa Poyraz Lisesi’nde eğitimime devam ettim. Üniversiteden mezun olduktan sonra  uzun bir süre perakende sektöründe iki büyük firmada yöneticilik yaptıktan sonra 2016 yılının Ekim ayında emekli oldum. Evli, 3 çocuk ve 2 torun sahibiyim. 

Yazarlık hayatınız nasıl başladı? Size öncülük eden bir isim var mı?
     Okur- Yazarlık hayatım aslında biraz dostlarımın ve arkadaşlarımın tavsiyesi ve teşvikiyle başladı diyebilirim. Fakat şunu da belirtmeden edemeyeceğim, zaten emekli olduktan sonra yazarlık planlarım vardı. Veda eden, aramızdan ayrılan arkadaşlara yazılar yazıyordum. Bu yazılarla arkadaşlarım tarafından çok beğeniliyor ve taktir ediliyordum. Kafamda biriktirdiğim projelerimin hayata geçme zamanı gelmişti. İlk anı-öykü kitabım olan BALKANLARDA KALAN ÇOCUKLUĞUM isimli kitabım 31 Aralık 2019 tarihinde yayınlandı. 
     Ne kadar doğru bir yola girdiğimi okuyucudan gelen olumlu geri bildirimler  sayesinde anlamış oldum. Şu an ikinci kitabımın hazırlıklarına devam ediyorum. Çok yakında sürpriz bir şekilde raflardaki yerini alacaktır.   

Yazarken nelerden etkilenirsiniz?
     Liseyi edebiyat bölümünden mezun olarak bitirdim. Daha ilk okul yıllarımda kitap okumayı çok sevdim. Bulgaristan’daki köyümde büyük bir halk kütüphanesi vardı. Kütüphanenin görevlisi bayan benim sevdiğim kitapları  ne yapar eder bulur, benim okumamı sağlardı. Hiç  unutmam, babam köydeki eşyalarımızı toparlamış evimizi satmıştı. Yarın yola çıkıyoruz dediğinde, ama baba benim aldığım kitap daha bitmedi iki gün sonra yola çıksak olmaz mı? demiştim. Ama sonra anladık ki bu işin şakası yok, yarım kalan kitabımı kütüphaneye iade etmiş yola koyulmuştum. Ama üzülmeyin Bulgarca okumaya başladığım kitabımı Türkiye’de Türkçe olarak tamamlayıp okudum.  Kitabı ilk biriktirdiğim harçlıklarımla almış ve okumuştum. Sizleri merakta bırakmayayım Denizler Altında 20.000 Fersah kitabı yazarı J. Verne olan saygımdan dolayı yarım bırakmayıp bitirdim. 
     En çok yaşadıklarımdan etkilendim her zaman. Göçmenlik ateşten gömlek derler, gerçekten öyle, anlatılmaz yaşanır.  Ancak muhacirlerin halinden muhacirler anlar. Yazar olarak örnek aldığım ustalarım  var elbette. Genelde insanlara benzer sorular yöneltildiğine hep ünlü yabancı yazarlardan isimler sıralanır. Ama ben öyle değilim. Ben Yaşar Kemal, Sabahattin Ali, Ömer Seyfettin. Yahya Kemal, Nazım Hikmet, Ahmet Arif derim. Yaşar Kemal’le tanışmamız 15 yaşında İnce Mehmet le oldu. Kitabı bir öğle okul dönüşü satın almış ertesi gün gün batmadan bitirmiştim. Bu arada ertesi gün okula gitmeyi unutmuşum ama olsun. Yaşar Kemal bana okul derslerinden çok daha fazlasını veriyordu. Hala Yaşar Kemal okurken öykünün içine girer, kendime bir rol edinirim.  Hele Nazım Hikmet ve Ahmet Arif her gün benimle beraberdirler, hiç ayrılmayız hiç. Bu arada ne zaman köyümü ve ata yurdumu özlesem Yahya Kemal, Ömer Seyfettin yetişir imdadıma…Kısaca özetleyecek olursak ben Türk edebiyat dâhilerine aşık bir insanım. Size çok isim saymadım ama hepsine büyük saygım ve sevgim vardır. Elbette yabancı yazarlarda okuyorum, ama insan hangi hamurla yoğurulduysa o hamuru daha çok seviyor, tercih ediyor sanki.  Özellikle Rus Edebiyatı yabancılar arasında favorimdir. Ama  dediğim gibi ayırım yapmak istemem, haksızlık olur ben edebiyata gönül vermiş herkesi çok seviyorum.
  
Okuyucu  ile buluşan ‘’BALKANLARDA KALAN ÇOCUKLUĞUM ‘’ isimli kitabınızın vermek istediği mesaj nedir?
     BALKANLARDA KALAN ÇOCUKLUĞUM kitabım yaşadıklarımı anlatan bir anı öykü kitabıdır. Ama nasıl anlatıyorum orası önemli. 13 yaşında bir çocuğun gözünden yaşadıklarını, özlemlerini, hüzünlü çileli günlerini kendi gözünden anlatıyorum. Samimi ve tertemiz bir ruh-duygu haliyle anlatıyorum.  Ne bir eksik ne bir fazla koymuyorum. Gönlümde ruhumda neler biriktirdiysem onları yazmaya anlatmaya çalışıyorum.  
     Çok fırtınalı günler yaşıyor göçmen ailelerin çocukları. Hiç kolay değil o minicik yüreklerin çektiği acılar.  Bir şey daha var kitabımda anlatmak, vurgulamak istediğim. Bence dünyadaki tüm  çocuklar köylerde dünyaya gözünü açmalı diyorum. Şehir çocuklarına çok üzülüyorum. Oysa köy çocukları sevgiyi öğrenmeye hayvanlardan ve toprak sevmeyi öğrenerek başlıyorlar. Muhteşem deneyimler yaşayarak büyüyorlar, oysa şehir çocukları ne kadar talihsiz bir hayat sürüyorlar, yazık üzülüyorum.  Gerçek mutluluk doğa ile barışık ve birlikte yaşamakta, dünya bizim değil biz dünyaya aitiz ve bizim ortaklarımızın var, doğaya karşı sorumluyuz yani hepimiz. 
      Kitabımda asıl anlatmak istediğim ise başka. Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamız benim asıl yola çıkış nedenimi çok güzel özetlemiş. "Rumeli'yi kaybetmekle herhangi bir toprak parçası kaybetmedik. Bugün üzerinde yaşadığımız vatanımız olan Anadolu gibi bir vatan kaybettik." İşte biz Balkan göçmenlerini anlatacağım kitaplarımda,  tanıtıma ihtiyacımız var. Maalesef  Türkiye’ de bu konuda ciddi sıkıntılar  olduğunu görüyorum. Biz Balkanlardan göç etmek zorunda kalanlar ‘’öteki” veya ‘’beriki’’ değiliz. Biz asıl ve kurucuyuz. Biz üç beyleriz, akıncıların çocuklarıyız. Bizler Evlad-ı Fatihanlarız, öz Türkleriz. Osmanlı imparatorluğu ilk önce Balkanları fethederek imparator olmuş ve 200 yıl sonra Anadolu toprakları ile tamamlanmış. Bakın size bir rakam vereyim. Fatih Sultan Mehmet Han vefat ettiğinde Osmanlı’nın 2.114.000  metrekare toprağı var. Bu toprakların 1.704.000 metrekaresi Rumeli ve Balkanlardan yer almaktadır. Ne acıdır ki  Balkanları 100 yılda kazanmış 550 yıl mutlu mesut bir şekilde yönetmiş ve hiç  savaşmadan 3 günde kaybetmiş  bir mirasın çocuklarıyız.
     İşte ben bu konuyu işlemek için yola çıktım. Biz Balkan Türklerinin yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Çok uzatmadan yine bir söz ustası ile bitireyim. Yahya Kemal ‘’ Bir Türk’ün gönlünde nehir varsa Tuna, Dağ varsa Balkandır der. Sanırım bu sözler yeterince açık, derdime derman olmuştur diye umuyorum. 

BALKANLARDA KALAN ÇOCUKLUĞUM kitabının ismi nerden geliyor?
     Balkanlarda, Bulgaristan coğrafyasını boydan boya ikiye bölen  Eski Balkan diğer bir adıyla Koca Balkan  vardır, bilenler bilir. Ben o Balkanların eteklerinde doğdum, çocukluğumu ve dolayısı  ile hayatım en güzel mutlu yıllarını orada yaşadım. Deliorman eteklerinde şirin bir köy benim ata yurdum. Koca Yusufların, Kurtdereli pehlivanların yaşadığı toprakların harmanıyım. İşte bu nedenle gerçekten doyamadığım çocukluğum Balkanlarda kaldığından kitabıma bu ismi verdim. Bir şey itiraf edeyim mi çok güzel ve cuk oturan bir kitap adı oldu gerçekten.  








BALKANLARDA KALAN ÇOCUKLUĞUM isimli eserinizi okur gözüyle yorumlar mısınız?
     Geldik en keyifli soruya, okuyucularım bir harika gerçekten. Kitabıma instagramda @balkanlarda_kalan_cocukluğum adı altında bir hesap açtım. Öyle güzel geri dönüşler alıyorum ki inanılmaz gerçekten. Okurdan gelen sıcak samimi ve övgü dolu sözler beni ziyadesiyle mutlu ediyor ve yeni projelerim için cesaretlendiriyor diyebilirim. Türkiye nüfusunun 1/3 göçmenlerden oluşuyor diyebilirim. Bu insanlar gerçekten ata yurtlarını unutmak şöyle dursun o toprakların hayali ile yaşıyorlar ve ben gelen mesajlardan doğru yolda olduğumu  anlıyorum. Hiç Balkanları görmeyen bilmeyen okurlarım ise okudukça fikirlerini ve ön yargılarını değiştiriyorlar, Balkan Türklerine daha çok sahip çıkıp sarılıyorlar. Merak edenler sayfayı ziyaret edip okurdan gelenleri görebilirler. Okurlarımdan aldığım güçle sizlere Balkanları  ve o yiğit yürekli Türklerin hikâyelerini ve topraklarını anlatmaya devam edeceğim.

Yeni çalışmalarınızdan bahseder misiniz? 
     Yeni çalışmalarım titiz ve dikkatli bir şekilde acele etmeden devam ediyor. İkinci kitabım tamamlanmak üzere. Çok fazla detay vermek istemiyorum ama sadece şunu söyleyebilirim, harika bir kitap  yolda, geliyor. Okuyucularım meraklı ve sabırla  gözleri yolda beklesinler. Kitabımızın konusu ilk kitapla aynı paralelde yalnız daha geniş bir perspektifle çalışılarak devam ediyor. 

COVID  19 salgını sizi bir yazar olarak nasıl etkiledi? 
Kitabım raflardaki yerini aldıktan çok kısa bir süre sonra Covid 19 ile insanlık savaşı başladı. Hakikatten zorlu süreç bizi bekliyordu. Fakat bu süreci okuyucularımın olağanüstü destekleri ile gayet başarılı bir şekilde yönetebildik çok şükür. Size gururla söyleyebilirim ki kitabımız pandemi döneminde ilk baskısını bitirdi. Bu zor dönemde yeni bir yazarın ilk kitabı muhteşem bir performans ile ilk baskısında harika bir performans sergiledi ve okuyucunun sahip çıkması ile ilk baskısını bitirdi. İkinci baskı çok yakında gelecek. Bu arada hala BALKANLARDA KALAN ÇOCUKLUĞUM kitabımın ilk baskısından 71 adet kitabımız var. İlk baskılar özeldir bilirsiniz. İlk baskıyı okumak isteyenler geç kalmadılar henüz. Bu arada kitabımız COVID 19 döneminde Kültür ve Turizm bakanlığı tarafından da beğenildi ve 100 adet  satın alınarak kütüphanelere gönderilecektir.  Bu vesile ile sözlerime son vermeden önce kitabımı beğenerek okuyan tüm kitap severlere teşekkürü bir borç bilir saygılarımı sunarım. 

Bu haber 6275 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum