ABD ve İsrail'in 28 Şubat’ta başlayan İran saldırılarında, İran lideri Ali Hamaney, Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi ve Devrim Muhafızları Ordusu Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Pakpur gibi kritik isimlerin yanısıra yüzlerce sivil hayatını kaybetti.
Saldırıların ilk gününde Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab şehrindeki Şecere-i Tayyibe Kız İlkokulu’nun hedef alındığı ve yaklaşık 180 öğrenci ve öğretmenin saldırıda öldüğü duyuruldu. Olay dünya gündeminde büyük yankı uyandırdı. ABD Başkanı Donald Trump gazetecilerin okul saldırısına ilişkin ısrarlı sorularına verdiği cevaplardan birinde, "Bence, gördüklerime göre, saldırı İran tarafından yapıldı. Biliyorsunuz, mühimmatları son derece isabetsiz. Hedefe ulaşma oranları çok düşük. Saldırı İran tarafından yapıldı" cevabını verdi.
Bu iddiasına herhangi bir kanıt sunmayan Trump’ın söylemi de ABD ordusu sözcülerince tekrar dile getirilmedi. Sözcüler sadece olayın soruşturulduğunu belirtmekle yetindi. Saldırıya BM, UNESCO gibi pek çok uluslararası kuruluştan kınama gelirken, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) okula düzenlenen saldırının savaş suçu olarak soruşturulması çağrısı yaptı.
Okulun Tomahawk füzesiyle vurulduğu ortaya çıktı ve İran’ın elinde bu füzeden yok. Sahadan edinilen bilgiler ve görüntü analizleri okulu vuran tarafın ABD olduğunu gösteriyor. Üstelik, ABD’nin bu bombardıman planlanırken hedeflerin belirlenmesinde kullandığı yapay zeka sistemindeki bir hatadan dolayı okulun vurulduğu iddiaları da gündemde… Peki okul saldırısından ABD’nin sorumlu olduğuna dair kanıtlar ne diyor? Pentagon’daki yetkililer yapay zeka kullanımı hakkında nasıl açıklamalar yaptı?
KANIT 1: OKULUN KONUMU
Şecere-i Tayyibe Kız İlkokulu, Devrim Muhafızları Ordusu’nun deniz kışlası ve destek tesislerinin bulunduğu yerleşkenin bitişiğinde yer alıyordu. Guardian gazetesi, okulun konumunu doğrulamak adına yürüttüğü çalışmada, olay yerinden alınan videoları uydu görüntüleriyle karşılaştırdı.
Eski uydu görüntüleri, okul binasının bir zamanlar Devrim Muhafızları Ordusu’na ait kompleksin bir parçası olduğunu gösterse de bina 2015’te kışladan ayrıldı. Üstelik 2017’ye ait uydu görüntülerinde oyun bahçesi de yer alıyor. Uzmanlara göre, okul askeri birliğin içinde bile olsa bir hedef olarak kabul edilemez.
Okul duvarlarındaki renkli resimler ve küçük spor alanları da dahil olmak üzere, binanın bir eğitim tesisi olduğuna dair açık görsel işaretler mevcut ve hem resimler hem de spor alanları bazı uydu görüntülerinde görülebiliyor. Saldırı sırasında okulun askeri bir bina olarak kullanıldığına dair hiçbir gösterge yok. Ancak konumu, ABD veya İsrail'in o bölgedeki hedefleri seçmesi konusunda bir neden sunuyor.
KANIT 2: OLAYIN HEMEN ARDINDAN ÇEKİLEN VİDEOLAR
Okul saldırısının hemen ardından olay yerinde çekilen çok sayıda video, İran sosyal medyasında hızla yayıldı. Videoların en az dördü, aynı yeri farklı açılardan gösteriyor ve renkli duvarlar gibi okula özgü motifleri gösteriyor.
Bu videolardan birinde yıkılan okulun enkazı ve çitlerin üzerinden Devrim Muhafızları Ordusu’nun kışlasının olduğu yönde yükselen yoğun bir duman görülüyor. Bu video, okula da isabet eden bombanın yanındaki Devrim Muhafızları kışlasını da hedef alan bir dizi saldırının parçası olduğuna dair ilk işaretlerden biri olarak yorumlanıyor.
KANIT 3: TOMAHAWK FÜZESİNİN VİDEOSU
İran’ın yarı resmi haber ajansı Mehr tarafından 8 Mart’ta yayınlanan videoda, Minab’a düşen bir füze görülmekte. Bellingcat isimli bir araştırma grubu, videodaki binalar, reklam panoları, tabelalar ve yeryüzü şekilleri gibi unsurlarla, alandan doğrulanmış görüntüleri karşılaştırarak videonun nerede çekildiğini teyit etti. Bellingcat, videodaki binaları, su kulelerini, ağaçları ve yolları Minab bölgesinin uydu görüntüleriyle eşleştirerek, videonun hangi açıdan çekildiğini ve füzenin nereye düştüğünü tespit etti. Grup, füzenin okulun yanındaki Devrim Muhafızları Ordusu yerleşkesine isabet ettiğini belirledi.
Videoda görünen Tomahawk videosu, mühimmat uzmanları tarafından da belirlendi. Hükümetlere ve STK'lara mühimmat analizi yapan istihbarat danışmanlık şirketi Armament Araştırma Hizmetleri’nin direktörü NR Jenzen-Jones, “Savaşan taraflar ve İsrail’in Tomahawk füzesi olmadığı bilgisi göz önüne alındığında, bunun bir ABD saldırısı olduğu görülüyor” açıklamasını yaptı. İran savaşına dahil olan taraflar arasında Tomahawk füzesine sahip tek ülke ABD. NR Jenzen-Jones, söz konusu füzenin İran’ın Soumar füzesi olmadığının açık olduğunu vurguladı.
KANIT 4: OLAY YERİNDEKİ FÜZE PARÇALARI
İran devlet medyasının 10 Mart’ta yayımladığı görüntülerde, okul saldırısı alanından toplandığı belirtilen füze parçaları yer aldı. Parçalar üzerinde Amerikan savunma sanayii şirketlerinin logoları seçilebiliyor, ayrıca “Amerika’da üretilmiştir” yazısı da okunuyor. New York Times'ın analizine göre, parçalar üzerindeki seri numaraları ve diğer etiketler, ABD Savunma Bakanlığı ve tedarikçilerinin mühimmat etiketleme biçimiyle tutarlı.
KANIT 5: ABD’NİN SALDIRI DÜZENLEDİĞİ NOKTALARIN HARİTASI
ABD, okula ve bitişiğindeki askeri tesislere saldırıları henüz kabul etmese de bölgeye saldırılar düzenlediğini söyledi. Savunma Bakanı Pete Hegseth’in 4 Mart’ta düzenlediği basın toplantısında, ABD ordusunun Destansı Öfke operasyonunda hangi noktalara saldırdığına dair bir grafik yayımlandı. Grafikte, Minab doğrudan işaretlenmese de ABD-İsrail saldırısının gerçekleştiği yer olarak işaretlenen noktalardan biri Minab'ın bulunduğu bölgeye denk geliyor. Grafikte ayrıca İran’ın saldırı düzenlediği yerler de işaretlenmişti ve bu noktalar arasında Minab yer almıyordu.
HEDEFLERİ YAPAY ZEKA MI BELİRLEDİ?
Öte yandan, Washington Post’ta geçtiğimiz günlerde yer alan bir haberde, okul saldırısında Amerikan veya İsrail ordusunun hedefleri belirlemede yapay zekadan destek alıp almadığı meselesi gündeme getirildi. Haberde, okulun askeri tesisle karıştırılarak “yanlışlıkla” hedef listesine alınma ihtimali bulunduğu ve bunda yapay zeka sistemlerinin payı olabileceği aktarıldı.
Washinton Post’un İran operasyonunda yapay zekanın rolü de olmak üzere saldırılar hakkında bilgi sahibi olan pek çok kişiyle görüşerek hazırladığı haberde, konunun hassasiyetinden ötürü bilgi veren yetkililerin hiçbirinin ismi açıklanmadı. Söz konusu yetkililerden biri binanın bir fabrika olarak belirlendiğini ve onaylanmış hedeflerin listesinde yer aldığını söyledi. Bir diğer yetkili, bölgede bir silah deposu hedefi bulunduğunu ifade ederek, ABD’nin okulu yanlışlıkla mı vurduğunu yoksa hatalı bir istihbarat alıp binayı silah deposu sanıp sanmadığını bilmediğini belirtti. Üçüncü bir yetkili de “Başlangıçta neden hedef listesinde olduğu konusunda bazı karışıklıklar vardı” dedi.
Pentagon’un ön soruşturmasında, saldırının ardında “eski bir veri” olabileceği bilgisi yer aldı. ABD ve İsrail, toplu istihbaratı işleme ve potansiyel hedefleri belirleme amacıyla yapay zeka teknolojilerini kullanıyor. Bu da iki ülkenin, halihazırda devam eden operasyonlarda sadece birkaç gün içinde binlerce noktayı vurabilmesini mümkün kıldı.
Konuyla ilişkili kişilerden edinilen bilgiye göre, hem İsrail hem de ABD orduları, operasyon düzenlemek için Palantir’in muharebe istihbarat platformu Maven’i kullanıyor. ABD versiyonu kısmen Anthropic’in Claude modeli tarafından destekleniyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Komutanı Brad Cooper geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, ABD’nin saldırı düzenlemek için “çeşitli gelişmiş yapay zeka araçları” kullandığını kaydetti. Cooper sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu sistemler büyük miktarda verileri saniyeler içinde elememize yardımcı oluyor. Böylece liderlerimiz, bilgi kirliliğini aşarak, düşmanlarımız tepki vermeden önce hızlıca daha akıllı kararlar alabiliyor. Nerelerin ne zaman vurulacağı ya da vurulmayacağı konusunda nihai kararı daima insanlar alacak. Ancak gelişmiş yapay zeka araçları, saatler hatta günler süren süreçleri saniyelere indirebiliyor.”
Savunma Bakanı Hegseth’in ekibi, okul saldırısında yapay zekanın rolü ile ilgili soruları CENTCOM’a yönlendirdi ve CENTCOM da halihazırda yürütülen soruşturmaya işaret ederek, soruları yanıtlamayı reddetti. Bir ABD Savunma Bakanlığı yetkilisi, istihbarat analiz ekiplerinin yıllar öncesine dayanan potansiyel askeri hedeflere ilişkin büyük veri tabanları üzerinde çalıştığının altını çizerek, sahada değişen koşulların fark edilmemiş ya da belgelenmemiş olabileceğine vurgu yaptı.
Öte yandan, İsrail okul saldırısına dahil olmadığını ileri sürüyor ancak hedeflerin belirlenmesinde İsrail’in ABD’ye sunduğu istihbaratın bir parçası olup olmadığı ise henüz bilinmiyor.
‘TRUMP GELECEKTE BU YÜZDEN YARGILANABİLİR’
Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, ABD’nin itham edildiği okul saldırısının uluslararası hukuk açısından açık ve net bir şekilde insanlığa karşı suç olarak nitelendirilebileceğini, çünkü modern ve anlık istihbaratın bir okulun çocuklarla dolu olup olmadığını teyit edebilecek yeterlilikte olduğunu söyledi. Caşın, ABD’nin hem uydularla bölgeyi 7/24 takip ettiğini, hem de savaş öncesinde Amerikan istihbaratı ve hava kuvvetleri tarafından bilgilerin teyit edildiğini aktardı ve ekledi:
“Bu kadar modern olduğunu iddia eden bir ordunun okulun içinde çocukların olup olmadığını bilmemesi mümkün değil. O zaman burada kast unsuru aranması gerekir. Bu da Uluslararası Ceza Mahkemesi açısından ABD’yi son derece zor bir duruma sokuyor. ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine ile Hava Kuvvetleri Komutanı David W. Allvin ve ABD Başkanı Trump’ın gelecekte yargılanması söz konusu olabilir. Bu olayda aksini ispat etmek ABD’ye düşüyor.”
Tomahawk füzesinin yapay zekayla önceden belirlenen hedeflere yaklaşan ve yüzde 96 ila yüzde 100 arasında netlikle hedefi vurabilen bir füze olduğunu anımsata Caşın, “O halde, ABD basınında yer aldığı gibi bu binanın daha önce askeri maksatla kullanılması onun okul olarak hedef listesinden çıkarılmamasını maruz kılmaz” değerlendirmesini yaptı.
Ayrıca, okullar, hastaneler, ibadethaneler ve insanlığa mal olmuş kültürel mirasların vurulamadığına işaret eden Mesut Hakkı Caşın, bu faaliyetlerin Lahey ve Cenevre sözleşmelerinde savaş suçu olarak kabul edildiğini kaydetti:
“Saldırıda askeri hedeflerin dışında sivil hedeflerin vurulması ve mağdurların birden fazla olması -ki bu olayda 200’e yakın çocuktan bahsediliyor- bu suçu ağırlaştırıyor. 200’e yakın çocuğun öldürülmesi kabul edilebilecek bir şey değil. Bu çok ciddi bir suç ve ABD’nin başını Vietnam’daki gibi ağrıtacak.
Her ne kadar ABD, Lahey ve Cenevre sözleşmelerine taraf olmasa da uluslararası harp hukuku ortada ve bu olay bir saldırı suçu. İran, savaşın sonunda saldırı suçu gerekçesiyle ABD’yi dava edebilir.”
Caşın, olayda yapay zeka kullanıldığı meselesine ilişkin olarak ise şu ifadelere yer verdi:
“Harekatın son kararını veren kişi komutandır, sorumluluğu yapay zekaya yükleyemeyiz. Komutan orada çocukların olup olmadığını bilmekle mükelleftir. Emri veren komutandan sonra devlet başkanı sorumludur.
Burada Amerikan ordusunun ve hava kuvvetlerinin yürüttüğü soruşturma fevkalade önemli. Soruşturmadan sonra kendi iç hukukunda cezalandırma yoluna gitse de gitmese de ABD, ‘devletin kusursuz sorumluluğu’ ilkesinden dolayı devlet olarak hukuken sorumlu. Bir saldırı düzenliyorsanız, sivil ve askeri hedefleri ayrıştırmanız gerekiyor; bunu yapmadıysanız da sonuçlarına katlanırsınız.”
Yorumlar
Kalan Karakter: