ABD ile İran arasında yükselen gerilim, olası bir saldırı ihtimalini arttırırken ABD medyası saldırının ne zaman olacağından nasıl başlayacağına ve nasıl devam edeceğine dair tüm ihtimallerin masada olduğunu belirtti. ABD Başkanı Donald Trump, önceki gün yaptığı açıklamada İran’ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günü olduğunu ve Tahran yönetimini çağrısına kulak vermezse “kötü şeyler olacağı” uyarısında bulunmuştu. Dün de Wall Street Journal (WSJ) gazetesi ABD’nin İran’a olası saldırılarını önce daha sınırlı kapsamda başlatacağını ve İranlıların nükleer programı konusunda anlaşmaya varana kadar saldırıların şiddetini kademeli olarak artıracağını iddia etti.
İLK SALDIRI SINIRLI
WSJ’nin haberine göre Trump, İran’ı nükleer anlaşma şartlarını kabul etmeye zorlamak için ilk başta kapsamlı bir harekât yerine sınırlı bir askeri hamleyi değerlendiriyor. WSJ’ye göre, onaylanması halinde birkaç gün içinde gerçekleştirilebilecek ilk saldırı, bazı askeri veya devlet kurumlarını hedef alacak. Nitekim Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, ‘sınırlı bir saldırı’ olabileceğini söyledi. Diğer yandan İran, Trump’ın uranyum zenginleştirmeyi durdurma talebini reddetmeye devam ederse ABD rejimin kurumlarına karşı daha geniş çaplı bir saldırı ile yanıt verecek ve muhtemelen Tahran’daki rejimi devirmeyi hedefleyecek.
TERCİH DİPLOMATİK ÇÖZÜM
CNN’in haberine göre bazı saldırı planları Tahran’daki yönetim kademesinin hedef alınmasını da içeriyor. Bu planların birçoğunun geçen yaz İran’ın nükleer tesislerini hedef alan ve 12 gün süren bombardımandan çok daha geniş çaplı olması bekleniyor. ABD ordusunun İran’a saldırı için bugün veya yarın hazır olabileceği belirtilirken bu kadar kısa süre içinde bir saldırının gerçekleşmesi ise öngörülmüyor. ABD müzakere ekibi, İran ile bir anlaşmaya varılabileceğinden umutlu. Diğer yandan Trump’a olası seçenekler hakkında çok sayıda bilgilendirme yapılırken Başkan’ın hâlâ diplomatik çözümü tercih ettiği vurgulandı. Bu seçenekler arasında nükleer ya da füze tesislerine yönelik saldırılar, hükümet liderlerinin hedef alınması ve rejimi devirmeye yönelik girişimler de bulunuyor.
ARAKÇİ: ABD TALEPTE BULUNMADI
Sürecin gidişatı anlaşma şartlarına bel bağlamışken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de bir Amerikan kanalına verdiği mülakatta, nükleer görüşmelerde Washington yönetiminin kendilerinden ‘sıfır uranyum zenginleştirme’ talebinde bulunmadığını, İran’ın da zenginleştirmeyi askıya almayı teklif etmediğini söyledi. Arakçi, “Şu anda konuştuğumuz şey, yaptırımların kaldırılması karşılığında İran’ın nükleer programının barışçıl olmasını nasıl sağlayacağımız” dedi.
İRAN’DAN BM’YE MEKTUP
ABD’de de savaş tamtamları çalarken İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Amir Said İravani, askeri saldırıya maruz kalmaları durumunda İran’ın BM Antlaşması’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını kullanarak kararlı ve orantılı bir şekilde karşılık vereceğini açıkladı.
NETANYAHU’DAN TEHDİT
İsrail Başbakanı Netanyahu da misilleme yapmaları halinde Tahran yönetimini hayal bile edemeyecekleri bir karşılık vermekle tehdit etti. Öte yandan ABD ordusunun, Katar’ın başkenti Doha’daki El Udeyd Hava Üssü’nde görevli yüzlerce askeri tahliye ettiği bildirildi. Yetkililer ayrıca ABD donanmasının Bahreyn’deki üslerinden de tahliyeler yapıldığını belirtti.
REJİM DEVRİLİRSE YERİNE KİM GEÇECEK
ABD Başkanı Trump daha önce yaptığı bir açıklamada olabilecek en iyi şeyin İran’da rejimin düşmesi olacağını söylese de Washington, olası bir saldırı sonrası rejimin yıkılması halinde İran’da ne olacağını hâlâ kestiremiyor. WSJ’ye göre Trump, İran’a yönelik saldırı seçeneklerini değerlendirirken, rejimin çöküşü durumunda ülkenin başına kimin geçeceği belirsizliğini koruduğu için “karmaşık bir risk hesabıyla” karşı karşıya.
- Muhalifler örgütlü değil: Rejim karşıtlarının ülke içinde net liderleri veya örgüt yapıları yok. Önde gelen muhalif figürler er ya da geç susturuluyor veya hapse atılıyor. Bunlar arasında Nobel Barış Ödülü sahibi Nergis Mohammadi ve eski İran Milletvekili Mostafa Tajzadeh de bulunuyor. Her iki isim de şu anda hapiste. Yurtdışındaki muhalifler ise uzun yıllardır ülkeden uzak oldukları için sahadaki gerçeklikten kopuk olduğu düşünülüyor.
- Şahın oğluna güven yok: İran dışında en öne çıkan muhalefet figürü, devrik Şah’ın sürgündeki oğlu Rıza Pehlevi. Kendini ülkenin gelecekteki lideri olarak konumlandıran Pehlevi, son protestolar sırasında rejime karşı muhalefetin güçlü bir sembolü haline gelse de babasının dönemindeki siyasi baskıları ve toplumsal eşitsizlikleri hatırlayan İranlılar arasında hâlâ tartışmalı bir isim olduğu düşünülüyor.
- Solcular uzak ihtimal: 1979’da örgütlenmiş solcu-İslamcı bir yapı olarak, Şah’a karşı silahlı mücadele yürüten onu deviren devrime katılan Halkın Mücahitleri Örgütü, daha sonra rejimle ters düşmüştü. Örgüt, 1980’lerdeki İran-Irak Savaşı sırasında Bağdat’ın yanında yer alma kararı nedeniyle birçok İranlı tarafından hâlâ güvensizlikle karşılanıyor.
- Rejim dönüşür mü: Rusya’nın 1980’lerdeki “perestroyka” sürecine benzer sınırlı bir açılım ihtimali tamamen dışlanmıyor. Bazı yetkililer, dini lider Hamaney sonrası için olası ismin, İslam Cumhuriyeti’nin kurucusunun torunu olan ve ılımlı din adamlarına yakınlığıyla bilinen Ali Humeyni olabileceğini ifade ediyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: