Wyatt Gordon, ABD'nin Hawaii eyaletinin Honolulu şehrinden Almanya'nın başkenti Berlin'e taşındığında başına geleceklerden habersizdi.
Alman ev arkadaşı Laura, her sabah saat 8'de Gordon'ın odasına girip camları açıyordu. Üstelik Laura cam açma işini günde üç kez belli saatlerde hiç aksatmadan sürdürüyordu. Havanın buz gibi soğuk olması, Gordon'ın pazar sabahı uyumak istemesi ya da odasında bir misafiri olması Laura için önemli değildi. Belirlenen saatlerde camların açılması Laura için asla taviz vermeyeceği bir kuraldı.
Richmond doğumlu bir şehir planlamacısı olan 35 yaşındaki Gordon, kısa süre içinde bu kuralı uygulayanın sadece Laura olmadığını keşfetti.
ALMANCA ADI "LÜFTEN"
Almanca "havalandırma" ya da "hava alma" anlamına gelen "lüften", Almanların ev hayatında asla geri adım atmayacakları kuralların başında geliyor. Havanın güneşli, yağışlı, soğuk ya da sıcak olması fark etmeksizin camların günde birkaç kez açılması, içerideki kirli havanın temiz havayla değiştirilmesi gerekiyor.
Elbette evi havalandırmak, bizim kültürümüzde de oldukça önemli bir yere sahip. Pek çoğumuz sabah kalkınca ilk iş yatak odasının camını açıp gece boyu içeride biriken kirli havayı dışarı atıyoruz. Ancak Almanlar bu alışkanlığı çok sıkı kurallara bağlamış durumda.
Örneğin birçok apartmanın kira sözleşmesinde, kiracıların camlarını özellikle kış aylarında günde birkaç kez açması gerektiği yazılı. Alman mahkemelerinin kararlarına göre, ev sahibinin spesifik yönergelerinin bulunmadığı durumlarda, kiracıların camlarını sabah ve akşam 10'ar dakika açıp evlerini havalandırmaları gerekiyor.
ÇOCUKLAR BUNU EBEVEYNLERİNDEN ÖĞRENİYOR
Berlin'de yaşayan ve lüften'in en sıkı savunucularından olan 34 yaşındaki Lukas Gesche, The Washington Post'a yaptığı açıklamada, Alman ebeveynlerin çocuklarına lüften'i öğretmek için özel bir şey yapmadıklarını belirterek, "Zaten ebeveynlerimizin sürekli pencereleri açtığını görerek büyüyoruz. Bu, dil öğrenmek gibi bir şey: Otomatik olarak gerçekleşiyor" dedi.
Ancak havalandırmanın bu kadar yaygın olmadığı ülkelerden gelenler için lüften'e ayak uydurmak zor. Özellikle kapalı ortamların koşullarının klima ve havalandırma cihazlarıyla belirlendiği, pencerelerin çoğunlukla dekoratif olarak görüldüğü ABD'den gelenler için cam açmak kültür şoku sebebi olabiliyor.
Ne var ki şimdilerde asıl lüften şokunu yaşayanlar Almanlar. Zira cam açmak, ABD sosyal medyasında birdenbire viral oldu. Almanları asıl dehşete düşüren şey ise Amerikalıların bu alışkanlığa yeni bir isim verip kendilerine aitmiş gibi sahiplenmeleri.
Son aylarda, TikTok'ta öne çıkan wellness influencer'ları "house burping" yani "ev geğirtme" trendini anlata anlata bitiremiyor. Almanlar ise Amerikalıların lüften'i "keşfettiklerini" ve buna ev geğirtme adını verdiklerini iddia etmelerine alaycı videolarla yanıt veriyor.
AŞKI LÜFTEN BİTİRDİ
36 yaşındaki Sarah Armstrong, yarı Alman, yarı Hollandalı erkek arkadaşıyla birlikte olmak için 2022 yılında California'dan Berlin'e taşındı. Şu an birlikte olmadıklarını belirten Armstrong, bunun en büyük nedeninin lüften olduğunu söyledi.
Armstrong, ilişkilerinin başlarında, bir gün eve geldiğinde tüm pencerelerin açık olduğunu gördü. Bu durumun kafasını karıştırdığını belirten Armstrong, "'Mutfakta bir şey mi yandı?' diye sordum. Erkek arkadaşım da bana lüften'i açıkladı ve kira sözleşmemizde günlük lüften zorunluluğu olduğunu söyledi" dedi.
Ancak erkek arkadaşı kira sözleşmesindeki asgari gerekliliklerin ötesinde bir lüften uyguluyor, kışın bile tüm pencere ve kapıların bütün gece açık kalması konusunda ısrar ediyordu. Armstrong, "Bu, tüm pencerelerin kısa bir süre için açıldığı, yaygın olarak uygulanan stosslüften yani şok havalandırmanın aşırı bir versiyonuydu" dedi. (Bir diğer yöntem olan querlüften, yani çapraz havalandırma ise evin zıt uçlarındaki pencerelerin açılmasını ve bizdeki adıyla "cereyan yapmasını" gerektiriyor.)
Armstrong'un Boston terrier cinsi köpeği, pencereler açılır açılmaz üşüdüğü için battaniyenin altına dalıyordu. Armstrong ve erkek arkadaşı, gece hayatıyla ünlü Kreuzberg semtinde yaşıyordu ve gürültü sık sık genç kadını uykusuz bırakıyordu. Bir gece, açık camdan içeri üç yarasa girdi.
"Lüften ilişkimizdeki en büyük sürtüşme noktalarından biri haline geldi. Neredeyse her gece bu yüzden tartışıyorduk" diyen Armstrong, sonunda lüften zorunluluğu olmayan bir binaya taşındığını belirtti.
BİLİM NE DİYOR?
Danimarka'daki Aalborg Üniversitesi'nde görev yapan tanınmış havalandırma uzmanı Lars Gunnarsen, evlerin modernize edilmesi ve eski pencerelerin hava geçirmez yeni pencerelerle değiştirilmesi ile havalandırma ihtiyacının arttığını söyledi.
The Washington Post'a konuşan Gunnarsen, "Eski zamanın hava sızdıran evleri artık eskisi kadar hava sızdırmıyor. Bunun sonucunda kontrolü ele almanız ve kendiniz havalandırma yapmanız gerekiyor" dedi
Havalandırma yapılmadığında nem birikiminin küflenmeye yol açabileceğini ve karbondioksit birikiminin, kişiyi halsiz ve verimsiz hissettirerek ve baş ağrısına neden olabileceğini söyleyen Gunnarsen, querlüften'i tavsiye etti: "Kışın en az beş dakika boyunca evin zıt uçlarındaki pencereleri açarak güçlü bir çapraz esinti sağlayın, böylece çok az enerji harcanır, ancak hava değişimi gerçekleşir ve nem dışarı atılır."
Bu ihtiyacın evde yerleşik bir havalandırma mekanizması yoksa geçerli olduğunu belirten Gunnarsen, Danimarka'daki yeni çok katlı binalarda, havayı değiştirmek için fan kullanan havalandırma sistemlerinin bulunmasının zorunlu olduğunu söyledi. ABD'de de hava ısıtma ve merkezi klima sistemine sahip birçok evde yerleşik havalandırma sistemleri var.
Ancak Almanya'da apartman dairelerinin çoğu radyatörlerle ısıtılıyor. Klima veya kanal sistemi bulunmayan dairelerin pencerelerinde de sıkı bir yalıtım bulunuyor.
"OKSİJEN ALMAK İÇİN CAMI AÇMANIZ GEREKİR"
Öte yandan Gesche, Alman ebeveynlerin çocuklarına ve gençlere odalarını havalandırmaları için sürekli öğüt verdiğini belirterek, "Her zaman 'Burası çok havasız' derler". "Bu, odada oksijen kalmadığı anlamına gelir. Hepsini solumuşsunuzdur. Oksijen almak için her zaman camı açmanız gerekir" ifadelerini kullandı.
Gesche, pencerelerini günde üç açmayı hedeflediğini, ancak evde olmadığı günlerde öğle seansını kaçırmak zorunda kaldığını belirtti. Kışın, her lüften seansının sadece beş dakika sürdüğünü ancak pencerelerin tamamen açılması gerektiğini belirten Gesche, hava değişiminin daha uzun sürdüğü yazın aylarında her seferinde yarım saat havalandırma yaptığını anlattı.
Bunun sadece kişisel bir alışkanlık olmadığını ifade eden Gesche, kira sözleşmesinin de lüften yapmasını gerektirdiğini sözlerine ekledi.
KİRA SÖZLEŞMESİNDE TEK TEK ANLATILMIŞ
Gerçekten de Gesche'nin kira sözleşmesinde, "Yeterli lüften ve uygun ısıtma: Kışın, her ikisi de özellikle önemlidir ve konforlu bir iç ortam iklimi için ön koşuldur. Uygun havalandırma, pencereyi günde birkaç kez 10 ila 15 dakika boyunca tamamen açmak anlamına gelir" ifadeleri yer alıyor.
Kira sözleşmesi daha fazla bilgiye ihtiyacı olan kiracıları "Uygun Isıtma ve Lüften" başlıklı broşüre yönlendiriyor. Broşürdeki talimatlar oldukça spesifik: Örneğin, dışarısı 5 santigrat derecenin altındayken, içerisi 22 ila 24 derece arasında olduğunda, lüften uygulanarak bağıl nemin yüzde 30 ila 40'a ulaşması gerekiyor. Dışarısının 15 dereceye kadar çıktığı ve iç sıcaklığın ise 19 ila 21 derece arasında olduğu durumlarda ise yüzde 50 ila 60 nem kabul edilebilir sayılıyor.
Ek olarak, 1995'ten önce inşa edilmiş binalarda hava akışını engellememek için mobilyaların dış duvarlardan en az 10 santimetre uzakta yerleştirilmesi gerekiyor. Daha yeni binalarda ise 5 santimetrelik bir boşluğa izin veriliyor.
LÜFTEN'İ SORGULAYANA ÖFKEYLE YANIT VERİLİYOR
Avrupalıların temiz havaya düşkünlüğü biliniyor, ancak Almanların lüften konusundaki takıntısı hâlâ birçok kişiyi şaşırtıyor. 36 yaşındaki Mikael Wessen, İsveç'in Sturko adasında evinin yanındaki küçük konuk evini kiraya verdiği Alman misafirlerin, ilginç bir alışkanlığını fark ettiğini belirterek, "Ne zaman Alman misafirlerimiz olsa günde birkaç kez pencerelerini açtıklarını fark ettik. Neden hepsinin böyle bir şey yaptığını anlayamadık" dedi.
Wessen bu soruyu misafirlerine yönelttiğinde sıkı yalıtımlı evlerde küf ve karbondioksit konusunda endişeleri olduğu yönünde yanıtlar aldı. Konuk evinin "eski, rustik, basit bir yapı" olduğunu ifade eden Wessen, "Dışarısı rüzgarlıysa, içerisi de neredeyse rüzgarlı oluyor. Yine de Alman konuklar, burada sık sık olduğu üzere dışarısı 0'ın altında olsa bile her gün pencereleri açmakta ısrar etti" diye konuştu.
Şaşkınlığını dile getiren Wessen, Almanların bu alışkanlığını almak için Reddit'e başvurduğunu ve karşılığında çok sayıda öfkeli yanıt aldığını belirterek, "Lüften yapmak zorunlu görülüyor. Bunu yapmazsan, hava bir şekilde iğrenç hale gelir gibi bir düşünce var" dedi.
HAVA ALALIM AMA CEREYANDA DA KALMAYALIM
Koronavirüs salgını sırasında, lüften Almanya'da daha da önemli hale geldi.
Dönemin Başbakanı Angela Merkel, virüsle mücadele için "en ucuz ve en etkili önlem" olarak lüften'i teşvik ederken, Federal Çevre Bakanlığı, lüften kılavuzu yayınlayarak, diğer şeylerin yanı sıra, insanların egzersiz yaptığı odalarda pencereleri saatte beş kez açmayı tavsiye etti. Bununla birlikte kılavuzda, "Ancak, odada hava akımı olmamalıdır" gibi bir ifade de yer alıyordu.
Bu uyarı, durumu daha da ilginç hale getiriyor. Almanlar, cereyanda kalmaktan en az havasızlıktan korktukları kadar korkuyor. Birinin kapalı bir ortama girip havasızlıktan şikayet ederek camı açmasından bir dakika sonra başka birinin cereyandan şikayet edip aynı camı kapatması çok sık görülen bir durum.
Hatta Almancada şöyle bir deyim bile var: "Donarak ölen çok, kötü kokudan ölen yok."
Yorumlar
Kalan Karakter: