Sporda güzel ve çirkin bir arada. Şu topçuları rahat bırakın da bize daha fazla güzellik izletsinler.
Barış Alper horon tepmiş, aslanlar gibi de oynuyor annesiyle, ellerinden öperim. Sosyal medyadan paylaştığı o güzel anları kaldırmak zorunda kaldı biliyor musunuz? Annesi üzerinden yapılan kötü yorumları görmediyseniz şanslısınız; bu iğrençliğe denk gelmemişsiniz. Yahu anne figürüne daha kutsal bir yerden bakardık önceleri, anne cinsiyetsiz bir yerde, melek formunda varlıklar değil miydi? Yok, illa beyimiz, küçüğümüz o videoya da yorum atacak, kötülük yayacak! Şu topçuları 2 dakika rahat bırakın da daha fazla güzellik izletsinler bize. Üstlerindeki gereksiz ağırlığı kaldırsak, daha fazlasını yapacaklarına eminim. Sporun güzel şeylerini konuşmayı medya da bıraktığı için onlardan da ricacıyım elbette.
ALT YAPILARDA GELİNEN NOKTA UMUT VADEDİYOR
Bu ülkede güzel şeyler de oluyor. O tarafa bakmadığımız için göremiyoruz! Haliyle manşetlerimiz, sosyal medyamız hep negatif! Örneğin; 22 sene sonra bir kadın hakem maç yönetti: Asen Albayrak. Bunu büyütelim, Allah sayılarını artırsın. Yine topçularımızın sayısı artıyor mesela, bunu konuşalım. Geçen sezon 7.800 oyuncu gelişim liglerinde yarıştı. Bu sezon sayı 18.600’e yükseldi. Türkiye Futbol Gelişim Direktörü Emrah Bayraktar’ı tebrik etmek lazım. 2026 - 2027 sezonundan itibaren, profesyonel liglerde mücadele eden kulüpler, U19, U17, U16, U15 ve U14 takımlarıyla gelişim liglerine katılmak zorunda kalacak. Seçilmiş amatör kulüpler de sisteme dahil edilecek ve bu da gelişim liglerinin yapısını genişletmeye yarayacak. Türkiye genelinde yaklaşık 400.000 lisanslı futbolcu 19 yaş altı olarak var. 2026 - 2027 sezonundan itibaren, U14 ile U19 arasında 25.000 oyuncu gelişim liglerinde mücadele edecek. Bunlar çok iyi rakamlar. Genç oyunculara yatırım yapmak Türk futbolunun geleceğine yatırım yapmak demek. O zaman özlediğimiz frikik gollerine, volelere kavuşacağız demek. Ama bunları konuşmak yerine, güldü diye Kerem’e, horon tepen Barış Alper’in annesine reva görülenlerle nasıl ve nereye gideceğiz; orasını kestirmek güç.
GRAF SİNİR AĞLARI İLE FUTBOLDA YENİ DÖNEM
Biz ne konuşuyoruz söyler misiniz? Arog filmindeki meşhur replik gibi geçiriyoruz günlerimizi. Hani vardı ya, ‘Paralel evrende 5 dakika gerideyiz’ Bu gündemlerle evet paralel evrende geride olduğumuz dakika başına gol yiyoruz. Oysa dünya başka şeylerin peşinde, kültür ve teknoloji inşa ediyor. Her yıl mart ayında Boston’da MIT Sloan Spor Analitik Konferansı düzenleniyor. Bu yıl 80’den fazla kulüp 2500’den fazla katılımcı oyuncuların topla buluşmadıkları %97’lik sürede ne yaptıklarını ölçen modelleri tartıştılar. Bu yılki konferansta sunumların odağında topsuz alanlar vardı. Yeni bir model geliştirmişler: Graf Sinir Ağları. Bu modelle bir oyuncunun topla buluşmadığı anlarda rakip savunmanın düzenini bozduğu kanısıyla bir ölçümleme yapabilir seviyeye gelmişler. Yani bir kanat oyuncusu topla hiç buluşmasa bile, yaptığı koşuyla rakip beki kendi üzerine çekip bir boşluk yaratıyorsa, bu artık asist kadar değerli bir veri olarak sisteme işleniyor.
FUTBOLDA ŞANS KELİMESİ TEDAVÜLDEN KALKABİLİR
Yapay zeka ve veri analitiğine giren bir başka konu da karar verme hızı oldu. Bir oyuncunun pas vermeden önceki o kısacık karar anı için artık tüm opsiyonlar taranıyor. Bilgisayar, o ana dair en riskli ama en ödüllü pas opsiyonunu hesaplıyor ve oyuncunun tercihini buna göre yargılıyor. Oyun zekası diye tabir ettiğimiz şeyi artık resmen döküman haline getirebiliyoruz. Ölçülebilir futbolda şans kelimesi de tedavülden kalkmaya hazırlanıyor elbette. Bir takımın 90 dakika boyunda sahaya dizilişi ve disiplininde kaç santimetre saptığı ölçülebildiğinden, savunma şanssızlığı yerine veriler üzerinden değerlendirmeler yapılacak. Buna transfer şansı/ şanssızlığını da ekleyiniz. Zira, konferansın en dikkat çekici raporlarından biri, bir oyuncunun transferi sonrası gideceği takıma uyumunu simüle edebilme üzerineydi. Oyuncu, gittiği takımın sisteminde gol/asist katkısını artırır ya da düşürür tahmini üzerine %85 doğrulukla cevap verebilen bir Dijital İkiz teknolojisi duyuruldu. Bu ve benzeri teknolojik gelişmelerin üstüne performansı ve hikayeyi ekleyen Batı Avrupa futbolu karşısında bizim gündemimiz fazla sığ kalmıyor mu ?
EDERSON VE TÜRKİYE'DE KARŞILAŞTIĞI İLGİNÇ TABLO
Hikayeyi performansla ilişkilendirip, oyunu daha yukarı taşıyabileceğimiz bir ortam yaratmadan nasıl yarışmaya devam edebiliriz söyler misiniz? Ederson örneğini ele alalım. Manchester City’de performansını yüksek tutması için her türlü ortam kendisine sağlanırken, hikayesini yazabiliyor onu destekleyen taraftara da anı biriktirebiliyordu. Nereden bilebilirdi ki burada denkleme eşi de dahil olacak! Sosyal medya üzerinden hakaretler, çirkin yorumlar ve daha fazlası... Performans yükseltmek için kulüpler teknolojiyi takip edecek, bizler de hikayeyi. Konu bu kadar basit. Bize düşen Onuachu gibi bir golcü, eski Gol Kralı hocasının altında coşarken, Fatih Tekke’nin 31 gol attığı sezonu hatırlayıp bu ikiliyi yan yana golcülük üzerine konuşturmak ve golü anlatmalarını istemek olmalı. Kulüplere düşen ise Avrupa’da mart ayını göremiyorlarsa, Boston’da mart aylarını kaçırmamak olmalı! Zaten onu yakalarlarsa diğer hususun seyahat bileti sürekli cepte.
Yorumlar
Kalan Karakter: