Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversitelerden 49 şehirden gelen 210 öğrenci, programa katıldı. Gençler, kriz dönemlerinde gazetecilik refleksi, savaş haberciliği, algoritma okuryazarlığı, dijital manipülasyon teknikleri, medya, etiği ve yapay zeka güvenliği gibi başlıklarda alanında deneyimli isimlerden kapsamlı eğitimler aldı. Program, teorik anlatımla sınırlı kalmayarak uygulamalı atölyelerle desteklendi.
GERÇEĞİ AYIRT ETME REFLEKSİ
Kampın ilk gününde dezenformasyonun tanımı, türleri ve toplumsal etkileri ele alınırken, bağlamdan koparma, çarpıtma, seçici sunum ve duygu sömürüsü gibi manipülasyon teknikleri örnek vakalar üzerinden analiz edildi. Katılımcılar, internet erişimi olmadan gerçekleştirilen vaka çalışmalarıyla içerik çözümleme pratiği yaptı. Bu yöntemle gençlerin eleştirel düşünme ve hızlı analiz becerileri sahada karşılaşabilecekleri gerçek senaryolar üzerinden pekiştirildi.
Savaş ve kriz haberciliğine ilişkin oturumlarda ise 6 Şubat depremleri başta olmak üzere afet dönemlerinde doğru bilginin hayati önemi vurgulandı. Kriz anlarında hız ile doğruluk arasındaki denge, kamu yararı ve insani hassasiyet perspektifiyle ele alındı.
ALGORİTMALAR, DİJİTAL HIZ VE TEYİT SORUMLULUĞU
Kampın ikinci gününde dijital medya dinamikleri masaya yatırıldı. Sosyal medya platformlarının algoritmik yapısı, içerik dolaşım hızının kamuoyu algısına etkisi ve veri odaklı yayıncılık süreçleri örneklerle anlatıldı. “En hızlı yayılan içerik her zaman doğru değildir” mesajı, katılımcılar açısından kampın öne çıkan başlıklarından biri oldu.
“Medya Etiği ve Darbeler” başlıklı oturumda olağanüstü dönemlerde medyanın sorumluluğu, bilgi kirliliği riskinin arttığı süreçlerde gazetecilik refleksi ve kamu yararı dengesi tartışıldı. Dezenformasyonla Mücadele Kulüpleri sunumunda ise üniversitelerde kurulan 77 kulübün çalışmaları paylaşılırken, gençlerin yalnızca bilgi tüketicisi değil, bilinçli bilgi üreticisi ve doğrulama gönüllüsü olarak konumlandırıldığı vurgulandı.
YAPAY ZEKA ÇAĞINDA YENİ RİSKLER
Kampın son gününde uluslararası medya bağlamında basın etiği, küresel krizlerde kullanılan haber dili ve çerçeveleme tercihleri örnek analizlerle değerlendirildi. Editör masası atölyesinde öğrenciler, bir haber merkezinin karar alma süreçlerini deneyimleyerek kamuoyunun merak ettiği soruları üretme pratiği yaptı.
Programın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise yapay zeka ve medya güvenliği oturumu oldu. Deepfake örnekleri, ses ve görüntü manipülasyonları ile “prompt” temelli yönlendirme teknikleri somut vakalar üzerinden ele alındı. Katılımcılar tersine görsel arama, doğrulama araçları ve dijital teyit yöntemleriyle uygulamalı çalışmalar gerçekleştirerek yeni nesil dezenformasyon tehditlerine karşı bilinç kazandı.
Eğitimlerin yanı sıra düzenlenen sosyal ve sportif etkinlikler, katılımcılar arasında güçlü bir iletişim zemini oluşturdu. Kampın kapanışında sertifikalar takdim edilirken gençler programdan yüksek memnuniyet ve motivasyonla ayrıldı.
Tematik kamplarla devam edecek Kamp+ Programı, dijital çağda doğru bilgiye erişimi güçlendiren, medya etiğini merkeze alan ve gençleri gerçeğin savunuculuğunda aktif rol almaya teşvik eden yapısıyla dikkat çekti.
DİJİTAL DÜNYADA FARK EDİLMEK İÇİN NELER YAPILMALI?
Programa GZT Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer de katıldı. Sosyal medyadaki tüketim alışkanlıklarının hızla değiştiğini belirten Gezer, öğrencilere şu tespitlerde bulundu:
"Videonun hakimiyeti: Eskiden fotoğraf ve metin ön plandayken, bugün YouTube, Instagram ve X gibi platformlarda kullanıcılar doğrudan videoya yöneliyor.
Görünürlük ipuçları: Dijital dünyada fark edilmek isteyen gençlerin mutlaka "niş" (özel ilgi alanına hitap eden) içeriklere odaklanması gerekiyor.
Erişilebilirlik: Videolarda alt yazı ve etkileyici başlık kullanımının izlenme oranlarını doğrudan artırdığı ifade edildi.”
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRÜcretsiz HPV aşısında yeni açıklama: Bakan Memişoğlu süreci duyurdu Casperlar'a bilgiyi böyle sızdırmışlar
Yorumlar
Kalan Karakter: