Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, Avusturya’da resmi temaslarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ortak basın toplantısı sırasında önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Fidan’ı Viyana’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu ve en son Antalya Diplomasi Forumu’nda bir araya geldiklerini ifade ederek başladığı açıklamasında Meinl-Reisinger, Düzenli görüşmelerimiz ve yoğun temaslarımız yakın ve sağlam Avusturya-Türkiye ilişkilerimizin bir göstergesidir. Amacımız ortak çıkarlarımızın bulunduğu alanlarda bu ortaklığı derinleştirmektir.
Türkiye ile işbirliğimiz Avrupa'da güvenlik, istikrar ve refah açısından belirleyici öneme sahiptir. Özellikle ikili ekonomik ilişkilerimiz çok önemli. Bu, ortak gücümüzün kaldıraç noktasıdır.
Türkiye özellikle önemli bir ortaktır dedi. Türkiye’de Avusturyalı şirketlerin altyapı, yeşil teknoloji ve mobilite alanlarındaki bilgi birikimlerine büyük talep bulunduğunu söyleyen Meinl-Reisinger, Bu alanlarda Avusturyalı şirketler için bu çerçeve kapsamında daha fazla ekonomik fırsat açısından büyük bir potansiyel görüyoruz. Bu konuları zaten bugün ayrıntılı şekilde ele aldık ve bunun gerekliliğini öngördük.
Türkiye bizim için yalnızca büyük bir pazar değil, aynı zamanda stratejik açıdan önemli bir bölgeye açılan ekonomik bir merkezdir. Örneğin özellikle Güney Kafkasya'ya, Orta Asya'ya ve tabii ki Orta Doğu'ya dedi. SURİYELİ MÜLTECİLERİN GÖNÜLLÜ GERİ DÖNÜŞÜ KONUSUNDA İŞ BİRLİĞİMİZİ DAHA DA DERİNLEŞTİRMEK İSTİYORUZ Dışişleri Bakanı Fidan ile ele aldıkları bir diğer konunun düzensiz göçe karşı mücadele olduğunu ifade eden Meinl-Reisinger, Türkiye’nin coğrafi konumu, bizim için Türkiye’yi göç yönetiminde, insan kaçakçılığı, organize suçlar ve terörizmle mücadelede kilit bir ortak haline getirmektedir.
Bu alanlarda özellikle Dışişleri ve İçişleri Bakanlıklarımız ile Türk makamları arasında uzun süredir çok iyi bir işbirliği bulunmaktadır. Göç tabii ki ancak geçiş ülkeleriyle işbirliği yaptığımız takdirde yönetilebilir. Bugün zaten İçişleri Bakanımızla da bu hususta görüşmüştük.
Özellikle Özbekistan ile ilgili de konulara değindik. Türkiye'nin bu konudaki rolünü büyük ölçüde her halükarda takdir ediyoruz dedi. Meinl-Reisinger, Türkiye on yıla aşkın süredir gerçekten çok sayıda Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapmaktadır.
Bilgimiz dahilinde şu anda bu 2,3 milyonluk bir seviyededir. Avrupa Birliği ve Avusturya bu çabaları ikili düzeyde mali olarak istikrarlı şekilde desteklemiştir ve Avrupa Birliği desteğinin sürdürülmesi için çaba gösteriyoruz. Ülkelerimizde kabul ettiğimiz Suriyelilerin büyük bir kısmının geri döneceği yönündeki umudunu da açıkçası paylaşıyoruz.
Özellikle Suriyeli mültecilerin gönüllü geri dönüşü konusunda iş birliğimizi daha da derinleştirmek istiyoruz. Ortak önceliğimiz Suriye'de sivil nüfus için perspektiflerin oluşturulmasıdır. Böylece mültecilerin gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönüşlerini sağlamamız mümkün olur.
İstikrar, insan haklarına saygı, etnik ya da dini kökeni ne olursa olsun tüm nüfus gruplarının korunması gerekmektedir ifadelerini kullandı. GÜVENLİK POLİTİKASI AÇISINDAN TÜRKİYE BİZİM İÇİN VAZGEÇİLMEZ BİR ORTAK Türk mevkidaşı ile Türkiye’nin jeopolitik önemine ilişkin bir değerlendirme yaptıklarını da ifade eden Meinl-Reisinger, Güvenlik politikası açısından Türkiye bizim için vazgeçilmez bir ortak. Haritaya kısa bir bakış bile yeterlidir.
Türkiye, Suriye ve Irak gibi çatışma bölgeleriyle uzun bir sınıra sahiptir. Tıpkı Ukrayna gibi Karadeniz'e kıyısı da vardır. Türkiye bu coğrafi konumundan kaynaklanan jeopolitik sorumluluğun yoğun şekilde üstlenmektedir.
ABD'nin özellikle de Gazze için öngördüğü Barış Planı'nın uygulanmasında Türkiye merkezi bir rol oynamaktadır. Bu jeopolitik sorumluluğunun Türkiye'nin farkında olduğunu biz de biliyoruz. Bu konuları birlikte ele almıştık zaten ayrıca.
Bu hususta tekrar değinmek istiyorum ki Gazze için öngörülen bu Barış Planı'nın uygulanmasında her iki ülke olarak hem Türkiye hem Avusturya olarak bunun ileri bir faza ilerlemesini ve gelişmesini istiyoruz. Türkiye düzenli olarak ara bulucu ve kolaylaştırıcı rolünü üstlenmektedir. Bunun farkındayız.
Özellikle Gazze'deki insanların hayat perspektiflerini öngörerek ve göz önünde bulundurarak bu adımları atmalıyız. Bu angajman özellikle mevcut gergin ortamda son derece değerlidir. Bunun farkındayız dedi.(İRAN) BU SAVAŞIN MÜMKÜN OLAN EN KISA SÜREDE SONA ERMESİ GEREKMEKTEDİR Avusturyalı bakan, Bugün İran'daki durum ve Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler hakkında yoğun görüş alışverişlerinde de bulunduk.
Bu savaşın Avrupa üzerinde ciddi etkileri vardır, bunu gizleyemeyiz. Bu savaşın mümkün olan en kısa sürede sona ermesi gerekmektedir, hem sizin hem bizim açımızdan. Bu nedenle iletişim kanallarının kesinlikle açık tutulması önemlidir.
Ancak açık iletişim kanalları olduğu takdirde diplomatik çözümler bulunabilir şeklinde konuştu. Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini söylediTürkiye ile AB arasındaki ilişkilere de değinen Meinl-Reisinger, Bunun geliştirilmesi elzemdir. Avusturya-Türkiye ilişkileri için geçerli olan hususlar Avrupa Birliği'nin Türkiye ile ilişkileri için de daha güçlü bir şekilde geçerlidir.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı ile bu konuyu da ele aldık. Daha güçlü iş birliğinin gerektiği kanaatine vardık. Özellikle hepimizin fayda sağladığı alanlarda bizim açımızdan çok önemli bir unsur olduğu kanaatine vardık.
Özellikle ekonomik ve ticari ilişkilerin derinleştirilmesi önem taşımaktadır. Avrupa Birliği, Türkiye için açık ara önemli ticaret ortağıdır. Türkiye de Avrupa Birliği'nin en büyük beş ticaret ortağı arasında yer almaktadır dedi.
HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA GEÇİŞ SAĞLANMASI ELZEM Basın toplantısında İran savaşının oluşturduğu istikrarsızlık ortamında Avusturya’nın alabileceği role ilişkin bir soru alan Meinl-Reisinger, Avusturya olarak kesinlikle barışçıl bir yaklaşım gerektiğini ve savaşın durdurulması gerektiğini düşünüyoruz. Avrupa Birliği de bu hususta hemfikir. Özellikle diplomatik bir çözüm için gelecek bütün destekleri büyük bir şekilde arzu ediyoruz.
Fakat bir diplomatik çözüm mümkün mü? Bundan emin değilim. Gerçekten sadece ancak diplomatik bir çözüm mümkün olur mu?
Ondan emin değilim. Çünkü kendi çıkarlarımızı da ülke olarak düşünmek durumundayız ve özellikle de genel olarak Hürmüz Boğazı’nın açılmasını sağlamak amacıyla dedi. Avusturyalı bakan, Hürmüz Boğazı’nda geçiş sağlanması elzem.
Bu ticari ve siyasi bir gereklilik ve aynı zamanda insani bir gereklilik. Gerçekten gemilerin geçişi özgürlüğün bir parçasıdır ve geçiş sağlanması lazım. Biz de tabii ki konuşmalarımızı ve ikili ilişkilerimizi bu yönde gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Aynı zamanda nükleere bağlı olan tüm görüşmeleri de Avustralya topraklarında gerçekleştirebilip bir uzlaşmaya varabileceğimizi düşünüyoruz. Tabii ki burada Türkiye Cumhuriyeti'nin de gerekli olan desteğini bekliyoruz şeklinde konuştu. TÜRKİYE, GÜVENLİK KONUSUNDA, İSTİKRAR VE REFAH AÇISINDAN BELİRLEYİCİ BİR ÖNEM TAŞIMAKTADIR Türkiye’nin AB’nin güvenliğindeki rolü ve Ukrayna ile Rusya arasındaki savaştaki ara buluculuk rolünün Avusturya tarafından nasıl değerlendirildiği ve bu rolün nasıl desteklenebileceği sorusuna Meinl-Reisinger, Bu konuda Türkiye'nin jeopolitik rolü her halükarda önemli.
Türkiye, güvenlik konusunda ve aynı zamanda istikrar ve refah açısından belirleyici bir önem taşımaktadır. Bunu konuşmamda zaten birkaç kez ifade etmiştim. Aynı zamanda önümüzdeki NATO zirvesi de Türkiye’de gerçekleştirileceği için burada Avrupa'nın güvenliği tabii ki Türkiye'nin kararlarının da elinde.
Örneğin Karadeniz'i ele aldığımız takdirde oradaki güvenliği sağlama amacıyla, gerek siyasi açıdan gerek bölgesel ve coğrafi alanda Türkiye ile işbirliği yapma zorunluluğundayız. Burada güvenlik politikasına değindiğimiz takdirde her halükarda göç konusunda da güvenlik ve refah sağlama konusunun istikrar gerektirdiğini gizleyemeyiz cevabını verdi.(TÜRKİYE’NİN AB’YE ÜYELİK SÜRECİ) TIKANMANIN OLUMLU BİR ŞEY OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM Avusturyalı bakan, Ciddi ve gerçekçi bir ilerleme arzu ediyoruz ve son senelerde gördüğümüz Avrupa Birliği'nin Türkiye’nin üyeliği için gerekli olan adımlarında hala bir bekleme içinde olduğumuzu fark ediyoruz şeklinde konuştu. Meinl-Reisinger, Türkiye’nin AB’ye üyelik kriterlerini yerine getirdiği kanaatinde olup olmadığı şeklinde bir soruya, Şunu belirtmek isterim ki Avusturya olarak bizim için Türkiye ile iş birliğimiz sadece iyi ve olumlu bir ilişki ve görüşme değildir.
Türkiye ile aynı zamanda çok yakın bir ilişkiye ihtiyaç duyuyoruz. Türkiye ve Avusturya arasında çok paradoksal bir durum söz konusu olduğunun farkındayım. Ben çok yeni bir dışişleri bakanıyım.
Fakat tabii ki 2018'den beri ilerleyen Avrupa Birliği ile ilgili olan görüşmelerin ne yazık ki bir şekilde bir tıkanmaya vardığının kanaatine vardık. Bu tıkanmanın olumlu bir şey olduğunu düşünmüyorum dedi. TÜRKİYE’NİN İFADE ETTİĞİ ANLAMIN KESİNLİKLE FARKINDAYIZ Avusturya Dışişleri Bakanı, Bu frenlemenin neden söz konusu olduğunun cevabını yüzde yüz şahsen veremem.
Fakat mevcut durumu ancak olabildiğince doğru bir yöne taşıyabilirim. Ortak ilgi alanlarımız tabii ki mevcut. Ve her halükarda belki mevcut olan bazı sözleri yerine getirilmesinin daha belirgin şekilde ortaya dökülmesi genellikle Avrupa Birliği'nin daha kabullenici bir bakış açısını sağlayabilir.
Bu hususta hem Avusturya hem de Avrupa Birliği olarak Türkiye'nin ifade ettiği anlamının kesinlikle farkındayız. Bu ortaklığı gerçekleştirmenin yeni adımlarla ve yeni sütunlar üzerine kurularak daha hızlı bir ilerleme gerçekleştirebileceğimizi düşünüyorum. Tabii ki Türkiye'nin de kendisi bize doğru yaklaşımını göstererek yaptığı değişimleri bize daha net bir şekilde göstererek daha fazla güven kazanabilir dedi.
Basın toplantısında Türkiye ve Avusturya’nın Orta Doğu’da ne şekilde iş birliği yapabileceğine ilişkin bir soruya cevap veren Meinl-Reisinger, Özellikle Orta Doğu'daki savaş bize tekrar gerçekten ne kadar enerjiye bağımlı olduğumuzu, yani Avusturya olarak gerçekten ne kadar enerjiye ve bize enerjiyi getirenlere, tedarik edenlere ne kadar bağımlı olduğumuzu gösterdi. Tabii ki ayakta kalmamızı da sağlayabilecek unsurlara ihtiyacımız var. Burada da kendi çıkarlarımızı düşünmek durumundayız.
Enerji kaynaklarımızı çeşitlendirmeye çalışıyoruz ve daha ziyade, Avusturya’da merkezi bir kaynak oluşturma çabasındayız ifadelerini kullandı. Avusturyalı bakan, Özellikle Türkiye'ye bağlı olarak ortak bir enerji akımı nasıl sağlayabiliriz, ne gibi temel ihtiyaçlarımızı bu hususta gerçekleştirebiliriz ve özellikle bunun önemli bir konu olduğunu ve Dubrovnik konusunu da Sayın Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı da birazdan ele alacaktır elbette. Burada enerji hususunda ortak bir konuya ihtiyacımız olduğunu ve açıkça burada belirtmek istiyorum ki bizim Türkiye ile ilgili bu hususta gerçekten açık ve ferah bir şekilde konuşma talebimiz mevcut.
Bu hususta Türkiye'nin çok önemli bir rolü olduğunun farkındayız açıklamasını yaptı.
Yorumlar
Kalan Karakter: