Amerikan medyasında geçtiğimiz günlerde Küba ile ilgili dikkat çeken bir iddia ileri sürüldü. Geçen hafta Cuma günü çıkan haberde, ABD Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin, Küba'ya giderek eski Devlet Başkanı Raul Castro'nun torunu Guillermo Rodriguez Castro'nun da aralarında bulunduğu bürokratlarla görüştüğü öne sürüldü. Axios'un bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisine dayandırdığı haberine göre, söz konusu heyetin 10 yıldan fazla süredir Küba'ya giden ilk resmi heyet olduğuna dikkati çeken yetkili, burada birçok görüşme yapıldığını ancak Castro dışında görüşülen kişilerin bilgilerinin paylaşılamayacağını kaydetti.
Yetkili, giden heyetin, ABD ile anlaşılması durumunda Küba'ya Starlink uydu interneti sistemi aracılığıyla internet sağlamayı teklif ettiğini belirtti. Söz konusu yetkili ayrıca, “Başkan Trump, mümkünse diplomatik bir çözüm arayışında, ancak Küba liderleri harekete geçmeye istekli veya yetenekli değilse, adanın büyük bir ulusal güvenlik tehdidi haline gelmesine izin vermeyecektir” diye konuştu. Peki bu ziyaret neden önemli?
Ve belki de asıl sorulması gereken soru: ABD, Küba’dan tam olarak ne istiyor? Bu soruların cevabına geçmeden önce ada ülkesindeki son durumu anlatmak gerekiyor. BASKILAR ENERJİ KRİZİNE NEDEN OLDU Bilindiği üzere 2015’te Obama döneminde ABD ile Küba arasında diplomatik ilişkiler yeniden tesis edildi (ancak ambargo kaldırılmadı).
Küba’da o dönem turizm hareketlendi, ülkeye yabancı sermaye girdi. Fakat Donald Trump’ın göreve gelmesiyle bu huzur ortamı yerini yeniden yaptırımlara bıraktı. ABD, Ocak ayında Venezuela'ya düzenlediği operasyonla Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i alıkoydu.
Bu olayla başlayan süreç, Küba'yı tarihinin en ciddi enerji sorunuyla karşı karşıya bıraktı. ABD'nin artan yaptırım baskısı ve petrol tankerlerine el koyması nedeniyle Venezuela yönetimi Küba'ya uzun zamandır yaptığı petrol akışını kesmek zorunda kaldı. Petrol yıllardır ABD-Venezuela çatışmasının merkezinde… Peki neden?
Trump ayrıca, 30 Ocak'ta, Küba'ya petrol satan veya sağlayan ülkelerden gelen tüm mallara gümrük vergisi uygulanmasını öngören başkanlık kararnamesini imzaladı. Özellikle ülkeye ham petrol taşıyan tankerlerin engellenmesi Küba’da akaryakıt sıkıntısına, dolayısıyla da uzun elektrik kesintilerine neden olan bir enerji krizi başlattı. Enerji krizi, ülkedeki günlük hayatı ve temel hizmetleri felç etti.
Küba’da eğitim faaliyetleri kısmen askıya alındı, bazı çalışanlar ücretsiz izne çıkarıldı. Doluluk oranı düşen oteller kapatıldı. Jet yakıtında yaşanan kıtlık nedeniyle bazı uçuşlar iptal edildi.
Devlet hastanelerinde hizmetler azaltıldı. Havana’da sıklaşan elektrik kesintilerinden ötürü ise geceleri kentin büyük bölümü karanlığa gömülüyor. Üstelik, yetersiz akaryakıt, çöp toplama hizmetlerinin yürütülememesine de neden oldu, o nedenle bazı mahallelerde çöp yığınları oluştu.
BEYAZ SARAY’IN BASKISI ARTIYOR Beyaz Saray, söz konusu kararın, Küba'nın “zararlı eylem ve politikalarına” karşı ABD'nin ulusal güvenlik ve dış politika çıkarlarını korumayı amaçladığını belirtiyor. Washington yönetimi, bu yaptırımlarla komünist yönetimi siyasi ve ekonomik reformlara zorlamayı amaçlıyor. Trump yönetiminin baskıları ülkedeki ticareti doğrudan etkiliyor.
Beyaz Saray, Küba hükümetinin, tamamen çökmeden önce merkezi planlı ekonomiyi açması gerektiğini söylüyor. ABD Dışişleri Bakanı Rubio Şubat’ta yaptığı açıklamada, Küba yönetimiyle görüşmelerde öncelikli konunun iktidarın devri olduğunu dile getirmişti. Rubio, Küba’nın uzun yıllar Sovyetler Birliği ve eski Venezuela Devlet Başkanı Chavez döneminde sağlanan sübvansiyonlarla ayakta kaldığını da belirtmişti.
Trump ise geçen ay verdiği bir demeçte, “50 yıldır bu anı bekliyorum. Ve şimdi Küba kucağıma düştü” demişti. Küba’nın yüz milyonlarca dolarlık yakıt ihtiyacını karşılayabilecek yeni bir müttefik bulamadığı, mevcut rezervlerin ise tükenme noktasına geldiği bildiriliyor.
Üstelik gıda tedarikinde de sorunlar ortaya çıkmaya başladı. KÜBA KÖKENLİ DIŞİŞLERİ BAKANIABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Küba kökenli bir Amerikalı. Rubio’nun anne-babası, Fidel Castro’nun Küba’da yönetime geçmesinden çok kısa bir süre önce ABD’ye göç etmiş.
Yani Kübalı göçmen bir ailenin çocuğu olan Rubio, Washington’ı Havana’daki Komünist yönetime yönelik baskının arttırılması ve adada siyasi değişim yaşanması konusunda zorluyor. Enerji krizi Küba'da günlük hayatı derinden etkiliyor. Fotoğraf: APEmekli Belgrad ve Havana Büyükelçisi Hasan Servet Öktem, devrimden sonra Küba’nın ileri gelenlerinin ABD’ye kaçtığını ve Kübalı Amerikalıların büyük çoğunluğunun Florida’da yaşadığını anımsattı.
Florida’daki Kübalıların nüfusunun aşağı yukarı 2 milyonu bulduğunu söyleyen Öktem, lobilerinin de Amerikan siyasetinde çok kuvvetli olduğunun altını çizdi. Bu isimlere Marco Rubio ve Ted Cruz örneklerini veren Hasan Servet Öktem, Florida’nın 28 senatör çıkaran önemli bir eyalet olduğuna da dikkat çekti. Öktem değerlendirmesine şu sözlerle devam etti:“Buradaki Küba kökenli Amerikalılar da Küba’daki mevcut yönetimin düşmanı, çünkü o rejimden dolayı memleketlerinden kovulmuşlar ve günün birinde bu rejimi yıkıp tekrar Küba’ya dönmek istiyorlar.
Yani meselenin özünde buradan kaynaklanan bir hınç var.”İkinci unsurun ise ABD’nin geleneksel sağcı bir ülke olması ve sosyalizmi sevmemesi olduğunu belirten Öktem, “ABD, Latin Amerika’daki bütün solcu ülkelere müdahale etti ve 1960’tan bu yana da Küba’ya da ambargo uyguluyor. Bu ambargonun özünde de Florida’daki Kübalı Amerikalılar yatıyor ve Küba politikasının ardında da Florida’daki Küba lobisi var” diye konuştu. Öktem adadaki enerji kriziyle ilgili şu değerlendirmede bulundu:“Küba’nın petrolü var ancak hem kalitesi kötü hem de bu petrol tüketiminin yarısına yetiyor.
Küba ürettiği petrolü, elektrik üretmek üzere santrallerde kullanıyor. Venezuela’dan aldığını ise akaryakıta çevirip otomobillerde kullanıyordu. Petrol sıkıntıları 2016’da başlamıştı ve Küba petrole dayalı elektrik üretimini toparlamak ve değiştirmek için bir adım atmadı.”Öte yandan, ABD’de yerel medyada çıkan bazı haberlerde, Florida’da Küba ile serbest ticaret hazırlıklarının başladığı yazıyor.
Florida merkezli gazetelerde çıkan haberlerde, ABD’nin Küba’da rejimi devirmesi halinde ada ile Florida arasındaki serbest ticarete ilişkin yasa tasarısında değişiklik teklif edildiği yazdı. Öktem, Küba’nın yabancı sermayeye duyduğu ihtiyaca ilişkin olarak da şunları söyledi:“Kübalı yetkililer ABD’ye, Kübalı Amerikalıların kuracakları şirketler de dahil olmak üzere Amerikan şirketlerin adaya gelmesini ve yatırım yapmasını söylüyor. Yani Amerikan sermayeye karşı olmadıklarını ve sınırlama koymayacaklarını ilettiler.
Fakat ABD için bu yeterli değil. Amerikan tarafı sosyalist rejimin olduğu bir yere yatırım yapmak istemiyor. O nedenle Amerikan firmaları Küba’ya gidip yatırım yapmaz.” İran’daki okul saldırısında şok detay: Hedefi yapay zeka mı belirledi? | Kanıtlar ABD’yi gösteriyor: ‘Trump ileride bu yüzden yargılanabilir’ Ülkede yerli sermaye olmadığını ve Küba yönetiminin de yabancı sermaye gelmesini, yatırım yapmasını sağlayamadığını aktaran Öktem, açıklamasına şu şekilde devam etti:“Küba’da yabancı sermaye yasası geçti, ABD’nin baskısıyla muhalifler serbest bırakıldı fakat rejim değişikliği başka bir şey demek.
Küba’da Komünist Parti yönetimde ve seçim yapılmıyor; Komünist Parti kendi içinde seçim yaparak yönetmeyi sürdürüyor. Rejim değişikliği demek, Anayasa’nın değişmesi, her türlü siyasi partinin kurulması ve dört senede bir seçim yapılması demek. Küba’daki yönetimin bunu kabul etmesi çok zor.”Diğer bir seçeneğin de Çin ve Vietnam’daki gibi rejimin yönetimde kalması fakat ekonominin tamamen serbestleştirilmesi olduğunu söyleyen Öktem, “Bu da bir çözümdür.
Yani Küba ne Çin ve Vietnam’ın yaptığını yapıyor ne de yabancı sermaye çekebiliyor” dedi ve ekledi:“Küba’da elektrik yok, akaryakıt yok, marketlerin rafları boş, turist yok; zaten Küba’nın asıl sorunu döviz kıtlığı. Küba dövizi olmadığında ithalat yapamıyor. İhtiyaçlarını gidermek için dövizle alışveriş yapmaları lazım ama Küba’da döviz yok.
Ancak bu koşullarda ihtiyacı olan dövizi elde edemiyor.”İNSANİ KRİZ DERİNLEŞİYORBM’nin Küba’daki Daimi Koordinatörü Francisco Pichon, 6 Nisan’da yaptığı çağrıda, ülkedeki insani durumun Mart ayında kötüleştiğini ve insani ihtiyaçların ise acil ve sürekli olduğunu vurguladı. Enerji ihtiyacının temel hizmetleri felç ettiğine işaret edilen açıklamada, 11 bini çocuk olmak üzere 96 binden fazla kişinin ameliyat olmayı beklediği, ayrıca binlerce bebeğin aşılarının da geciktiği kaydedildi. Mart sonunda 100 bin ton ham petrol taşıyan Rus tankerinin Küba’ya ulaştığının hatırlatan Hasan Servet Öktem, Trump’ın buna tepki göstermediğini hatırlattı.
Öktem, bu durumun da Trump’ın adadaki insani durumun kötüleştiğini gördüğü ve adaya petrol ulaşmasıyla ilgili kararını değiştirdiği şeklinde yorumlanabileceğini belirtti. “Rus tankeri geldiyse başka tankerler de gelebilir” diyen Öktem, böylece enerji krizi ve insani krizin hafiflemesinin umulduğunu sözlerine ekledi.
Yorumlar
Kalan Karakter: