Ercan Akpınar

Ercan Akpınar

Dünya Çocuk ve Gençlik Derneği

ÇİÇEK DEĞİL ÇOCUK YETİŞTİRİYORUZ..

09 Mayıs 2020 - 23:32

Yarın anneler günü, benim annem 75 gündür Ankara Şehir Hastanesinde yatmakta. Bugün itibarıyle
8 gündür yoğun bakımda, ben çaresizim, koronavirüs yüzünden annemi ziyarete bile gidemiyorum.
(Annem anneler günün kutlu olsun...)
Arkadaşım bana bir ileti gönderdi, iletide bir anne çocuklarının beşiğini sokağa çıkarmış yakıyordu.
Ben bu beşiğin yanında çok uykusuz kaldım, çok ağladım, çaresiz kaldım ama çocuklarım büyüdüler
gittiler artık aramıyorlar. Önemli olan benim bu beşiğin yanında, uykusuz kalmam değil, önemli olan
onların beni unutması diyordu....içim yandı.
Bugün size çok sevdiğim bir öyküyü aktarmak istiyorum,Mary Marcdante'nin "Elimi Sık" isimli öyküsü :
Çocukken düştüğünüzü ve canınızın yandığını anımsıyormusunuz.? Annenizin acınızı hafifletmek için
yaptıklarını anımsıyor musunuz?
Annem Grace Rose, beni hemen kucaklar yatağına götürüp oturtur ve "acıyan" yerimi öperdi. Sonrada
yatakta yanıma oturur elimi ellerinin arasına alır ve "Canın yanınca elimi sık o zaman sana seni ne kadar
çok sevdiğimi söyleyeceğim" derdi. Elini sıkardım ve her elini sıktığımda hiç durmadan "Mary, seni
seviyorum" derdi.
Bazende canım yanmış gibi numara yapar ve bu törene dönüşen olayı bir daha yaşamak isterdim.
Büyüdükçe bu tören şekil değiştirdi ve annem her zaman yaşadığım acıları hafifletip beni
neşelendirmenin yolunu buldu.
Lisedeyken zor günlerimde eve döner dönmez bana en sevdiğim bademli çikolatalardan verirdi.
Yirmilerime geldiğimde ise yaşadığımız şehirde güzel bahar aylarının tadını çıkartmak için beni parkta
pikniklere davet ederdi.
Birgün babam beni işten aradı, titrek bir sesle "Mary annenin bir sorunu var ve ne yapacağımı
bilmiyorum.Lüfen acele gel . Annemle babamın evleri evimden araba ile yaklaşık 10 dk. uzaklıktaydı,
ama yol bir türlü bitmek bilmedi.
Eve vardığımda, annem yatağında yatıyor babamsa mutfakta bir aşağı bir yukarı dolaşıyordu.
Annemin gözleri kapalıydı, elleri ise karnının üzerindeydi. Mümkün olduğunca sakin olmaya çalışarak
anneme seslendim"Anneciğim ben geldim"
-Mary
-Evet, anneciğim
-Mary, sen misin?
-Evet, anne
Bir sonraki soruya hazırlıklı değildim ve annem bu soruyu sorduğunda dondum kaldım, ne yanıt
vereceğimi bilmiyordum.
-Mary ben ölüyormuyum?Gözyaşlarımı kontrol etmeye çalıştım ve çaresizlik içinde anneme baktım.
Anneme ne yanıt vereceğimi düşünürken, aklımdan şöyle bir soru geçti, bu durumda annem ne derdi. Bir
anlık duraklamadan sonra ağzımdan şu sözler döküldü.
-Anneciğim ölecekmisin bilmiyorum ama bunu istiyorsan önemli değil. "Seni çok sevdiğimi unutma".
-Mary çok canım yanıyor.
Yine ne söyleyeceğimi bilemedim.Yatağın kenarına iliştim elini tuttum ve ağzımdan şu sözler döküldü,
-Anneciğim canın yandığı zaman elimi sık, o zaman sana seni ne kadar çok sevdiğimi söyleyeyim. Elimi
sıktı.
-Anneciğim seni çok seviyorum.
Annem yumurtalık kanserinden ölene kadar iki yıl boyunca elimi çok sıktı ve her seferinde onu ne
kadar çok sevdiğimi söyledim.
O hiç istenmeyen gerçeğin, ne zaman kapınıza gelip dayanacağını bilemeyiz, ama her kiminle birlikte
olursam olayım, annemin o güzel davranışını yinelemeye hazırım.
"Canın yanınca, elimi sık. O zaman sana seni ne kadar çok sevdiğimi söyleyeceğim."

ÇOCUK DÜNYAYA GETİRMİŞ OLSUN YADA OLMASIN; ANNE GİBİ DÜŞÜNEN, DAVRANAN HER BİR KADININ ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN..

                             Ercan Akpınar
Dünya Çocuk ve Gençlik Derneği Genel Başkanı

Bu yazı 22040 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum