SON DÜĞÜM

Sevilen yazar Uğur Bostan 251 ve Son Düğüm isimli eserleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Öncelikle sizi tanımak isteriz. Uğur Bostan kimdir?  1970 tarihinde Karaman'da doğdum. Ailem ile birlikte 1 yaşında Belçika’ya yerleşerek ilk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladım.  Haziran 2005'te trafik kazası geçirip 2 gün komada kalıp ciddi bir hafıza kaybı yaşadım. Ardından, uzun yıllar araştırmalar yaptım ve bu araştırmalar neticesinde de "Vatikan Tevrat ve İncil'e Darbe" adlı ilk kitabımı, 2018 yılında okurlarıma sundum. İlk kitabım ile geniş bir okur kitlesine ulaştım, ardından Türkiye'de önemli bir prestije sahip, “Altın Kalem” ödülüne layık görüldüm. 2019 yılında, “Sektörünün En İyisi Uluslararası Business Akademi” ödülünü aldım. 2020 yılında, 15 Temmuz darbe girişiminde şehit edilen 251 kahramanın intikamını kurguladığım “251” adlı kitabımla  tekrar okurlarımın karşısına çıktım. İlgi duyduğum alanda araştırma ve incelemelerimi devam ettirmekte olup yeni kitap ve senaryo projelerim üzerine çalışmaktayım. 

SON DÜĞÜM
30 Nisan 2021 - 02:59 - Güncelleme: 30 Nisan 2021 - 03:21
Geçtiğimiz kasım ayında okur ile  buluşan “251” adlı kitabınızdan bahseder misiniz?
Merhabalar. Bana bu fırsatı verdiğiniz için, size ve ekibinize teşekkür ederim.
 
251’den bahsetmek için “SON DÜĞÜM Roma-Amsterdam-İstanbul’dan başlamam doğru olur.
 Karamanoğlu Mehmet Bey’in neslinden gelen Doğan karakterinde kendi yaşadıklarımı ve düşünce tarzımı yansıtarak, romanın baş karakteri olarak ön plana çıkardım. Diğer üç karakterleri olan, Reyhan, Avukat Rabia ve Semih ile samimi dostluk, aile ve hayat mücadelesi veren iki çift aracılığı ile seri romanımda farklı olaylarda yer verdim.
 
Devleti gizlice takip eden Teşkilat Başkanı Doğan hakkında bilgi almak için, Avşar yüzüklü adamları devreye sokar. Teşkilatın bir numaralı adamı olan Koca Bekir, af sonrası Metris cezaevinden çıkar.
Kızıl elma ruhuna sahip 7 asırlık AVŞAR TEŞKİLATI, Doğan ve silah meraklısı olan hacker ustası Semih’i, operasyon sorumlusu Asena yanı sıra, Koca Bekir ile yer altında bulunan TEŞKİLAT’ta sürpriz bir karşılaşma gerçekleşir. Vatan, Bayrak Millet adına, Pensilvanya operasyonu için ekip kurulur. Vatan sevdalısı Doğan, canından çok sevdiği Reyhan’a ne kadar çok önem verse de, konu Vatan olduğu için tereddütsüz, kendini teşkilata adar.
 
Başkanın emirleri üzerine, AVŞAR TEŞKİLAT’ın diğer adamları ile ABD’de buluşup operasyon hazırlığı yapılır. İntikam sadece Türkiye’de değil, büyük operasyon, ABD ve FBI’a karşı gerçekleşir.
 Not; “SON DÜĞÜM Roma-Amsterdam-İstanbul ve 251 Bursa-Pasinler-Pensilvanya.” Hayatımdan esinlenerek yazdığım artı, araştırma, aşk, gerilim, ayrılık, buluşma, metris cezaevi, mahkeme, duruşma, silah, intikam vs.. içeren seri romandır.
 
Kaleme alış hikayeniz nedir?  
Gerçekleri anlatmanın yanı sıra 251 şehidin intikamını kalem ile alıp, başlayan hikâyeyi noktalamak için diyeceğim ama bugün kitap dünyasında bulunmamın ve kaleme almamın asıl nedeni, 2005 Eylül ayında patlak veren, Peygamber Efendimize hakaret dolu karikatür olayları, misyonerlik faaliyetleri hakkında araştırmalara kapılmama sebep olduğu için Vatikan Tevrat ve İncil’e Darbe ve SON DÜĞÜM ile 251’in doğmasına sebep oldu. Son Düğüm ile 251’in Vatikan ve İncil ile ne ilgisi var diyebilirsiniz. Bilinmeyenleri anlamak için, devam edelim…

 251 adlı kitabınız için aldığınız geri dönüşler nasıl? 
Okurlar tarafından aldığım mesajların hepsi pozitif diyebilirim. Beğenilmesi yanı sıra, kitap kapağına ilk baktıklarında (hediye ettiklerim) ilk tepkileri; Tehlikeli olaylara değinmişsiniz oldu. Ben, sadece dünya ve Türkiye üzerinde oynanan oyunları, 4 ana karakter ile senaryo diline yakın olan tarzımı ortaya koyarak yazdığım seri roman diyebilirim.

Fetö örgütüne sadece siyasi yönden bakmak eksik kalacağı için, araştırmalarıma dayanarak, yaşadıklarımı ve görüşümü de ekleyerek kısaca misyonerlik faaliyetlerini ele alalım ve hain girişimlerini kendimce yazarak kınadım. 
 
İlk önce Yeniakit.com haberine göre, Fetö’nun ortaklık teklifi mektubundan kısa alıntıyı okuyalım;
 Pek muhterem Papa Cenapları;
Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekân kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen halkından size en içten selamları getirdik.
 
Türk halkına sormadan, Hristiyanlığın başı Papa’ya selamımızı iletiyor. Düşünebiliyor musun?
 
Devam ediyorum :  Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte
olan Dinler Arası Diyalog için Papalık Konseyi misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik.
Bu misyonun diyor! Dikkat edin, misyon eşittir görev, görev eşittir emri yerine getirmek!
Size geldik derken, emirlerinizi bekliyorum. Müslümanları hristiyanlaştırmak için misyona devam edelim diyor. Kaynaklara göre, google arama çubuğunda; Fetullah Gülen’in Vatikan’a mektubu yazarsanız bulursunuz. Mektubun sonunda kendi adı ve tarihi yazıyor. (M. Fetullah Gülen / Rabb’in aciz kulu / 9 Şubat 1998)

Şimdi de Yeni Şafak'ın sunduğu Fetullah Gülen'e ait olduğu iddia edilen Patriğe Soykırım mektubundan Ermeniler hakkında bölümü okuyalım.
 
Aziz ve Muhterem Patrik Şinork Kalustyan ile başlayan mektubunun devamında; 1915 yılında Ermenilere yapılan büyük soykırımı lanetle yad etmeden geçemeyeceğim. Öldürülen, katledilen insanların içerisinde ne kadar büyük insanların bulunduğunu derin bir hassasiyetle okuyor, onları saygıyla anıyorum. Büyük Peygamberinizin Hz. İsa Aleyhisselam'ın çocuklarının Müslüman geçinen cahil insanlar tarafından katledilmesini esefle kınıyorum. Bu vesile ile zatı âlinize sonsuz teşekkürlerimi sunar, bu toprakların değerli çocukları olan Ermeni yurttaşlarımızın, Rum vatandaşlarımızın aziz Türk
kardeşleri ile daima huzur ve saadet içinde yaşamalarını ulu tanrıdan
niyaz ederim. (Kırklareli vaizi Fethullah Gülen. Kaynak: Yeni asır.)
 
Gülen’in hainlik içeren cümlesini tekrar okuyalım: “Müslüman geçinen cahil
insanlar tarafından katledilmesini esefle kınıyorum.” Müslüman Türk halkından bahsediyor ve hala bu misyonerin peşinden
gidenler var.
  
Misyonerliği kapsamlı biçimde anlatmanızı istersek neler dersiniz? 
“Misyonerlik”, Hristiyanlığı yaymak amacıyla yapılan faaliyetlerdir. Yine kaynaklara göre, en güçlü Misyoner Teşkilatın İngilizlere ait olduğu biliniyor. İngilizlere ait olan, 1646’da Londra’da kurulan “Hristiyanlığı Yayma Cemiyeti” kısa zamanda hızla yayılmış, ardından Almanya, İsviçre, Danimarka gibi ülkelerde binden fazla merkezi açılmıştır. Hristiyanlığın Avrupa’ya hâkim olmasından sonra, bütün dünyaya yaymak için harekete geçtiler.
 
Tarihte olup biten Misyonerlik faaliyetlerine göz atalım; “Osmanlı toprakları silahsız bir haçlı seferi ile geri alınacaktır”. Diye başlayan konunun bir pasajı ile devam edelim : 
 
“AMERİKAN BOARD” ve Amerikan misyoner örgütü “ABCFM”, 1800’lü yılların başında Osmanlı topraklarında misyonerlik faaliyetleri yürütmeye başladı (Wikipedia.org/Osmanlı_İmparatorluğunda_misyonerlik.)
 
Misyonerlerin amaçlarına ulaşmak için en çok kullandıkları araçların başında okullar gelmektedir. Okullar, yani, insanları toplu halde eğitebilmek için en etkili yöntemlerden biri okul.
Osmanlı topraklarında da binin üzerine okul açmış, hastane, dernek, matbaa, yardım kurumları vb. kurarak misyonerlik faaliyetleri sürdürmüşlerdir. Misyonerlerden istenilen şey; halkın arasına karışarak bilgi toplamak, dini durumlarını tespit ederek, bilgi ve eğitim seviyelerini tespit etmeleriydi. Toplanan bütün bu bilgilerle, Osmanlı topraklarının geri alınabilmesine yönelik yapılacak, silahsız bir haçlı seferleri ile hangi yöntemlerin kullanılacağı planlanacaktı. Batı ülkelerin Osmanlı topraklarında sürdürdüğü misyonerlik faaliyetlerinde; okul, cemiyet, dernek ve dini kurumlar kullanılmıştır. Din adamları yanı sıra; çoğu zaman öğretmen, yönetici, asker, polis, komiser, hâkim, savcı, devlet görevlisi olarak görev yapan misyonerler de olmuştur. Tıpkı Fetö örgütü yapılanması gibi. Dünya’da yüzden fazla ülkede faaliyet gösteren Fetullah’çı Terör Örgütü, medya, okul ve diğer kurumlar ile büyük bir organizasyona sahip olduğunu biliyoruz. Örgütün kontrolünde olduğu, tespit edilip kapatılan kurumlara devletin el koyduğunu da biliyoruz, bu ayrı konu.
 
Şimdi de bir haber ile bağlantı kuralım.
Nisan 2017 TRT Haber.com; Haberlere göre, Belçika’ya önceki yıllarda yaklaşık 300 Türk vatandaşının iltica başvurusunda bulunduğu, Fetullah’çı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonraki 8 ayda sayının yüzde 123 artarak 678'e ulaştığı belirtildi. İltica başvurusunda bulunanların avukat, gazeteci, savcı, asker, iş adamı ve öğretmen gibi mesleklere sahip olduğu ifade edilen haberlerde, bu kişilerin çoğunun FETÖ ile bağlantılı oldukları bilgisine yer verildi.
Bilindiği gibi, belli seviyedeki Fetocuları kendi okullarında yetiştirip misyona hazır hale getiriyorlar. Alt tabakada hizmet eden Fetöcular nasıl örgüt üyeleri oldu derseniz, Türk halkı hassas olduğu için en etkili yöntemlerden biri de vaaz verirken ağlamak. Gülen’e, ağlayarak insanları etkileme metodunu da ‘Yaşar Tunagür öğretti.
(https://www.yeniakit.com.tr/haber/gulenin-kardinal-pasaportu-220290.html)
 
Farklı bir konuda, Almanya’da üç dini tek çatı altında birleştirme projeleri.
Bir sonuca varmış olmamaları önemli değil, önemli olan oyunun ne kadar büyük olduğunu anlayabilmek. Projenin amacı, “La ilahe illallah Muhammed ün Resûlullah” anlayışını ortadan kaldırarak, Peygambersiz bir din yaratmaktır. Misyoner Gülen’in kendi ağzından, dolaylı yollardan Peygamber Efendimizi nasıl yok saydığını anlamak için, youtube’den dinleyebilirsiniz.  (https://www.youtube.com/watch?v=VFOVja_pmlU)
 
Bitmedi! Fetöcü misyonerlerin 31 Mart 2012'de Brüksel’de okuttukları Hz. Muhammed ’siz (s.a.v.) ezan hakkında; “Belçika Türk Dostluk ve Diyalog Derneği'nin organize ettiği programda dinler arası diyalog adı altında 31 Mart 2012'de Brüksel’in en büyük kiliselerinden olan Saint Jean Baptiste Kilisesinde düzenlenen organizasyonda Hz. Muhammed’siz (s.a.v.) ezan okuttular.” Youtube’den, “Zındık Diyalogculardan Hz Muhammed’siz ezan” yazarsanız, Peygambersiz bir din yaratmak istediklerini, bozdukları ezanı dinleyince, daha net bir şekilde anlayacaksınız.
 
Dinler Arası Diyalog adı altında örgütlenen Fetö Misyonerliğini bir kez daha anlıyoruz.
Google arama çubuğuna, alttaki başlıkları yazarak farklı bilgiler edinebilirsiniz.
(FETÖ-VATİKAN bağlantısı-FETÖ'nün Rahipleri-15 Temmuz'u önceden biliyorlardı-Belçika’yı 6’ya böldüler. Vatikan’dan diploma aldı-Sohbet Ekibi-Diyanet’e Operasyon.)
 
Dinler arası diyalog projesinin asıl hedefi nedir ve kurucuları kimlerden oluşmuştur? 
Dinler arası diyalog uygulaması, 1892’de ABD’de başlatılmıştır. Dinler Arası Diyalog Projesini başlatan Vatikan gibi görünüyor olsa da proje sahibi aslında Yahudilerdir. ABD, Dinler Arası Diyalog çalışmalarının yapılması için Vatikan’a baskı yapmaktaydı. Bu projenin amacı, Peygamberlik inancını yok etmekti. Dinler arası diyaloğun hedefi tek bir dünya dinini hâkim kılmaktır. (Orijinal kaynak bulunmuyor)
 
Yani, Terörist Başı Fetö’nün hedefi, Peygambersiz bir din anlayışıyla, İslam’ı temelinden yıkmak. Sonuçta, Dinler Arası Diyalog Projesi asrın en büyük oyunu diyebiliriz.
Hz. Muhammed’e (sav) karşı olan Medineli münafıklar misali, bugün, Hz. Muhammed (sav) Efendimizin yer almadığı bir din yaratmak isteyen münafıklar, kurdukları cemaatle bu gayeye hizmet etmeye devam ediyorlar.
 
“251” adlı kitabınızın vermek istediği mesaj nedir? 
Türkiye üzerinde oynanan oyunları 4 ana karakter ve Avşar Teşkilatı ile kurgulayarak, İslam’a, vatana, milletimize yapılan oyunlara karşılık devletin siyasi çizgisinin dışına çıkmadan devletin büyüklüğünü ve insanlar üzerinde oynanan oyunları anlatmak asıl hedefim.
 
251 adlı kitabınızın ismi nerden geliyor? 
15 Temmuz darbe teşebbüsünde 251 vatan evladı verdik. Fetö cemaatini az da olsa araştırdığım için veya genel anlamda misyonerlik faaliyetlerini araştırdığım için, SON DÜĞÜM’ün devamına ancak 251 şehidin intikamı uygun olacağına karar verdim. Şunu da söylemek isterim 251’in satış gelirlerinin tamamını bir şehit ailesine bağışladım.
 
251 beyaz perdede yer alabilecek bir eser. Bu yöndeki çalışmalarınızdan bahseder misiniz? 
251’in uyarlanmasına gelince, evet 251’i, SON DÜĞÜM ile başlayarak, senarist arkadaş ile 110 dakikalık senaryosunu çekime hazır bir formata getirdik. Pandemi sürecinde olduğumuz için hiçbir yapımcı ile görüşmedim. Konu hakkında söyleyeceğim bu kadar.
 
Son olarak neler söylemek istersiniz? 
Fetö projesinin arkasında gizli bir el İslam’ı araştırıp, Fetö örgütünün kurulması için büyük plan hazırladı. Misyoner Fetö, Risale-i Nur Külliyatını kullanarak cemaat oluşturdu. Belki de, “İSLAMI YIKMAK İSTİYORSAK ÖNCE TÜRKİYE’DEN BAŞLAMALIYIZ.” diyen David Rockefeller’in bu cümlesi ile bağlantı kuran olabilir.

İslam Dini 3 farklı sebep için araştırılır;
1-Müslüman olmak için.
2-Bilimde ilerlemek için.
3-Müslümanın zayıf noktasını bulup, oradan vurmak için.
Okurlarınıza söyleyeceğim “Bilimde ilerlemeyi” seçin.
 
Daha çok gençler için, 2018 de dediğim gibi; “GERÇEK HAYATI YAŞAYAN SON NESİLİZ.” Yeni dünya düzeni sanal hayatın aracılığı ile kuruluyor. Facebook, İnstagram gibi sosyal medya ağları ile Tic Toc gibi uygulamaların karanlık hedefleri olduğunu bilelim. Birçok, arkadaşlık uygulaması tanıtımında çoğu zaman kapalı bir kızı ön planda görebilirsiniz. Kısaca, farkına varmadığımız belki de anlayamadığımız sanal misyonerlik (+genç nesli bozmak, aile hayatını yıkmak, farklı hayata özendirmek vs…) faaliyetleri yapılıyor.
 
3 sene evvel ki yazdığım SON DÜĞÜM’de, dünya ve Türkiye üzerinde oynanan oyunları kurgulayarak verdiğim mesajları okuyunca, bugün yaşadığımız birden fazla olayın gerçekleştiğini ve gerçekleşeceğini göreceksiniz.
-Sanal misyonerlik
-Virüs
-Dijital para
-Rfid
-Yüz tanıma sistemi
-İnsanları dijitalleştirme ve yeni dünya düzeni gibi birçok gerçeği okuyabilirsiniz.
 
Şimdi İngiltere, Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika, Türkiye… Dünyanın neresinde olursa olsun, İslam’ı temelinden yıkmam isteyen, Türkiye’yi ele geçirmek isteyen, örgütün elebaşısına tabi olan, Fetö cemaatine üye olan kim olursa olsun, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra bu örgütten ayrılıp, tövbe etmeyenler, altını çizerek söylüyorum, 251 şehidin katilleridir !
Bu haber 979 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Pinar özer
    3 gün önce
    21. Ayet'de Allah, şöyle der: " ... vallahu galibun ala emrihi velakinne ekseren nasi la ya'lemun.