SERİNİN İLK KİTABI DEVAMINI İPLE ÇEKMENİZE YETECEK

Genç yazar Ceren Özdemir ile sizin için konuştuk. Cihat DÜNDAR’ın sorularını yanıtlayan Ceren Özdemir, Yakaza isimli kitabı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Yazarken kendi duygularını ve kendi kişilik özelliklerini karakterlere yansıttığını ancak daha sonra buna son verip son derece hayattan ve oldukça farklı karakterler oluşturmaya başladığını öğrendiğimiz genç yazar, Yakaza’nın verdiği mesajı anlattı. Babasının ölümünden sonra kendini uykuya hapseden karakterin gerçekleşmeye başlayan rüyası ile değişen hayatını konu alan Yakaza kitap satan her yerde bulunuyor ve genç yazar gelen yorum ve eleştirilere dönüş yaparak geri dönüşleri değerlendiriyor.

SERİNİN İLK KİTABI DEVAMINI İPLE ÇEKMENİZE YETECEK
27 Kasım 2022 - 13:53 - Güncelleme: 27 Kasım 2022 - 14:19
Öncelikle sizi tanımak isteriz. Ceren Özdemir kimdir?
Bu soru birkaç ay önce yöneltilmiş olsaydı kendi yağında kavrulmaya çalışan bir kız derdim. Kendini bir okyanusa dönüştürmek varken küçük bir damlayla yetinmiş bir kız. Önüne çıkan fırsatların farkına varamayan, bazen de hayat tarafından engellenen... Ancak şimdi o kadar da basit değil.
 
Şimdi, kendini yeni yeni fark etmeye başlamış, yeni yeni kabuğunu kırmaya başlayan biri. Çocukluğundan bu yana hep gizlenmiş ve kitabı sayesinde özgüvenin tadına varmaya başlamış, her gün biraz daha özgürleşen bazen küçük bir kız çocuğu, bazen olgun bir kadın.
Şimdi bu sürecin farkında ve her anın tadına varmaya çalışan, büyümenin sancılı olduğunu bilen, bir yandan her anın kıymetini anlamaya çalışarak büyüyen. Ancak bunun sonu yok. Her geçen gün büyüyüp evrimleşen bir ruha sahibiz ve bu serüven ancak biz ölünce tamamlanacak.
 
Yazarlık hayatınız nasıl başladı? Size öncülük eden bir isim var mı?
“Yazar” çok iddialı bir kimlik. Evet, bir kitabım çıktı ama hâlâ insanlara yazar olduğumu söylerken iki kez düşünüyorum. Bu sebeple yazarlık yoluna giriş yapmış biri olarak adlandırabilirim.
 
Kendimi bildim bileli kendimce kurguladığım hikâyelerle uykuya dalardım ve 11 yaşımda da derslerin arasında bu kurguları kağıda dökmeye başladım. Bu şekilde iki defter bitirmiştim. Ama ne yazık ki bunun yetenek olduğunu keşfedemeyecek kadar küçüktüm. Kendimce bir eğlenceydi ve üzerine eğildiğimde geliştirebileceğimi bilmiyordum. Aynı zamanda yazdığımı bir iki arkadaşım dışında kimse bilmiyordu. Özellikle de aileme asla okutmazdım çünkü utangaç bir yapım vardı.
 
Bu şekilde çeşit çeşit kurguyla seneler geçti. Üniversiteye başladığımda bir arkadaşım yazmış olduğum bir hikâyeyi okudu ve benden devamını yazmamı istedi. Bu vesileyle Yakaza oluştu ve yaptığım işi ciddiye almaya başladım.
 
Yazarken nelerden etkilenirsiniz?
İlk başlarda kendi duygularım kitaba çok fazla yansıyordu. Hayatımda etkilendiğim en ufak bir olayı kitabımdaki karaktere yansıtıyordum. Bir zaman sonra yazdığım karakterin aslında kendim olduğumu fark edince işler değişti. Çünkü objektif bir şekilde yaklaşmadığımı fark ettim ve bence bir roman için bu eksiydi. Bu çizgiden sonra kitabım daha da şekillendi. Artık karakter ben değildim ve eleştirdiğim yönleri bile olmaya başlamıştı. “Ben olsaydım böyle yapmazdım.” demek benim için güzel bir olgunlaşma oldu.
 
Şu an ise etkilendiğim spesifik bir şey yok. Bir kitap, bir film ya da gün içerisinde bulunduğum bir diyalog bile yazmamı sağlayabilir. Evet, ilham güzel bir oluş ancak kitap yazma işini ciddiye almaya başladığında ilhamı beklemek eylemsizliğe dönüşüyor. Bu yüzden çoğu zaman etkilendiğim bir durum veya olay olmadan yazdım.
 
Yakaza isimli eserinizden bahseder misiniz?
Carsin Nementa babasının ölümünün üzerine bir yıl boyunca rüyalarında tanımadığı birini görür. Babasının kaybının içinde oluşturduğu boşluğu bir yıl boyunca onunla doldurur. Onunla uyuyup onunla uyanır. Hatta onu görmek için uykuya teslim olur. Çünkü bir tek rüyalarında mutludur. Orada farklı bir evren oluşturmuştur. Ta ki rüyaları gerçekleşmeye başlayana dek. Artık uyku onun içinde bir kaçış yolu olmaktan çıkmıştır ve bir gün evrenler birbirine karışır. Bir yıl boyunca gördüğü çocuk tam da rüyasındaki gibi karşısında duruyordur. Theon. Olanların imkansızlığı kendisini ne kadar korkutsa da aradığı kişiyi bulmak hayatına yeni heyecanlar getirmişti.
 
Bu süreçte onun kendisini tanımaması her ne kadar hayal kırıklığına uğratsa da yaşadığı mucizenin tadına varmaya çalışmaya karar verir. Ancak hayat buna izin vermez. Artık sadece güzel rüyaları değil, korkunç olanlar da gerçekleşmeye başlamıştır. Üstüne üstlük etrafında defalarca gördüğü ve “gölgesiz” lakabını taktığı siyah kapüşonlu bir adam kol geziyordur. Niyetinin ne olduğunu çözemezken Theon’un gelgitli tavırları Carsin’i daha da çıkmaza sokmaya başlar.
 
Tüm olanların arasında Carsin kendinde daha önce fark etmediği özellikleri keşfetmeye başlar. Kendine neler olduğunu çözemiyordur ve yardım alabileceği kimse yoktur. Bunlar ise sadece bir başlangıçtır.
 
Yakaza isimli eserinizin ismi nerden geliyor?
Bu ismin anlamını ben de çoğu insan gibi bilmiyordum. Kitabımın ismi farklıydı ancak bir türlü içime sinmiyordu. Daha sonra araştırmaya giriştim ve Yakaza’yı bulmam benim için tam bir tevafuk oldu. Bulduğumda ise “İşte bu!” dedim. Yakaza, kelime anlamı olarak uyku ile uyanıklık arası anlamında ve tasavvufi bir kelimedir. Ve Yakaza hali mevcuttur.
 
Yakaza isimli kitabınızı okur gözüyle yorumlar mısınız?
İlk başta ismiyle dikkat çeken bir kitap. Çünkü bilinmeyen şeyler merak uyandırır. Başlarken aslında bir labirentin içinde olduğunuzu fark etmediğiniz ve her bölümde yeni teoriler üretip bu teorileriniz çürüdükçe şaşırıp kaldığınız olaylar dizisi. Üstüne üstlük okudukça seni başa döndürerek karakterlerin sırrını çözemediğin bir kurgu. Kendinizi sırların arasındaki romantizme bıraktığınızda gerçekler gün yüzüne çıkıyor ve aslında olduğunuz yerden çok faklı bir yerde olduğunuzu görüyorsunuz. Carsin ve Theon arasındaki çekim ve ana karakterlerin hem bu kadar gerçek hem de bu kadar hayal gibi gelen kişilikleri arafta olduğunuzu bir fantastiğin bilimkurguya evirilişini gözler önüne seriyor.
 
Yakaza isimli kitabınızın vermek istediği mesaj nedir?
Bu soruya karakterlerden başlamak istiyorum çünkü okurlarımın arasında en çok duyduğum konu karakterler. Onları yazarken hayatımızdan birileri olmaları için çabaladım. Fiziki özelliklerden tutun kişilik özelliklerine kadar. Bu yüzden kitapta çok fazla hata yapıyorlar ve eleştirmek kaçınılmaz oluyor. Tıpkı her insanın yaptığı hatalar gibi.
 
Kurgusal olarak bilim kurguya kayıyor ancak bazı okuyanlar bunu fantastik olarak da yorumlayabilirler. Henüz ilk kitap basıldığı için bu şekilde algılamaları da gayet normal. Ama ikinci kitap çıktığında herkes tüm olanların gerçeklikle harmanlanmış olduğunu görecek ve belki de herkes kendinin ne kadar özel bir varlık olduğunu anlayacak. Karakterlerin yaptıkları şeyleri kendileri denemeye kalkışacaklar ve okudukları her bilgide “insanı” sorgulamaya girişecekler. Çünkü bu bilgileri kitap için öğrendiğimde aynılarını ben de yaşadım.
 
Bazıları sadece bir kurgu olarak görecek bazıları ise derine inerek kendini keşfedecek. Fakat ilk kitap için bunu söylemek çok erken.
 
Yeni çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Henüz yeni bir çalışmam yok çünkü Yakaza’yı üç kitap şeklinde kurguladım. Şu an ikinci kitap üzerinde çalışıyorum ve ilkinden daha zorlayıcı bir süreç. Çünkü birinci kitap giriş gibiydi, ikinci kitapta ise olaylar şekillenmeye başlıyor.
 
Bu süreçte çok fazla araştırma yaptım ve bilmediğim çok şey öğrendim, hâlâ da öğrenmeye devam ediyorum. Böylelikle anladım ki kitap yazma işi o kadar da kolay değilmiş. Bir kurguyu nasıl bağlayacağını iyi planlamak gerekiyor. Kaç kez baştan okuduğumu bile bilmiyorum. Hatta bir süre sonra yazdığın karakterlerle yaşıyorsun.

Bu haber 423 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum