HEM BÜYÜKLERE; HEM KÜÇÜKLERE: NİLSU EMRE'NİN ESERLERİ KİTAPLIĞINIZDAN EKSİK OLMAMALI

Kimi zaman gezi yazılarıyla; kimi zaman da nostaljik makaleleriyle karşımıza çıkan yazar Nilsu Emre ile sizin için konuştuk. “Eren ile Selin’in Gezi Takvimi”, “Bekle Bizi Almanya” ve “Eski Zaman Pikapçısı” adlı kitapları üzerine değerlendirmelerde bulunan Nilsu Emre, yeni çalışmalarını Cihat DÜNDAR’a anlattı. Dönem ve tarih meraklısı olduğunu da öğrendiğimiz Nilsu Emre ve eserleri hakkında merak ettikleriniz röportajımızda.

HEM BÜYÜKLERE; HEM KÜÇÜKLERE: NİLSU EMRE'NİN ESERLERİ KİTAPLIĞINIZDAN EKSİK OLMAMALI
25 Ekim 2022 - 18:02 - Güncelleme: 25 Ekim 2022 - 18:18
Öncelikle sizi tanımak isteriz. Nilsu Emre kimdir?
İstanbul’da doğdum. Boğaziçi Üniversitesi’nde Mütercim Tercümanlık Bölümü’nü; Galatasaray Üniversitesi’nde İşletme Yüksek Lisansını bitirdim. 2011’de anne olunca İstanbul’daki 10 yıllık iş hayatımı geride bırakıp Bulgaristan’a yerleştim. Bulgaristan’da bir ayakkabı firmamız var. Burada bir yandan eşimle birlikte çalışırken bir yandan da çeşitli anne-çocuk blogları ve dergiler için gezi yazıları ve şehir rehberleri hazırladım. Bu gezi yazılarını da 2020 yılında “Eren ile Selin’in Gezi Takvimi” kitabıyla çocuklarımın dilinden bir araya getirmeye başladım.
 
Yazarlık hayatınız nasıl başladı? Size öncülük eden bir isim var mı?
Yazmak aslında her zaman hayatımın bir parçası oldu; okudum, yazdım, tercümeler yaptım. Ailem de yaratıcılığımızın gelişimini ve sanata; edebiyata olan sevgimizi her zaman teşvik ederdi. Bana öncülük eden ve ilham veren ilk ismin özellikle babam olduğunu söyleyebilirim.
 
Yazarken nelerden etkilenirsiniz? 
Ben, gezi yazarlığı dışında aynı zamanda yakın Türkiye ve Dünya tarihine de meraklı bir nostalji severim. Eski İstanbul hakkında; kaybolan adetler, meslekler, eski filmler ve benzeri konularda dergi ve romanlar okumayı severim. Hatta bununla ilgili sosyal medyada @eski_zaman_pikapcisi adı altında bir grubumuz da var. Ben de eski gazete ve dergi koleksiyonlarımdan bu sayfada paylaşımlar yapıyorum. Dönem hikayeleri anlatan, tarihi ve biyografik eserler okumayı özellikle çok severim ve etkilenirim.
 
Eren ile Selin’in Gezi Takvimi adlı eserinizden bahseder misiniz?
0-12 yaş aralığında çocukları olan aileler bilirler: anne-babaların bir yandan sosyalliklerini korurken bir yandan da yerinde durmak bilmeyen küçük yaştaki çocuklarla rahatça gezinebilmeleri ve “çocuktan önceki hayatlarının” konfor alanlarına erişebilmeleri; zaman zaman biraz daha zor olabilmektedir. Ben, kitabımda ailenin her ferdi için mutlu tatilin ipuçlarını paylaşmaya çalıştım. Kitabı okuduktan sonra küçük çocuklu aileler görüyorlar ki; çocuklarla şık bir restoranda huzurlu bir akşam yemeği yemek de; bilmediğiniz diyarlarda ailece huzurlu şehir turları atmak da aslında hayal değil. Dolayısıyla ben, bu kitabı çocuklu ebeveynler yolculuklarında daha mutlu; ve ailece daha “kaliteli” zaman geçirebilsinler diye yazdım diyebiliriz.
 
Bekle Bizi Almanya isimli eserinizin ismi nerden geliyor?
Oğlum Eren de kızım Selin de bizim için her zaman çok iyi birer yol arkadaşı oldular. İkici kitabım “Bekle Bizi Almanya’da yer alan kentleri onların gözünden, onların yardımlarıyla ve onların beklentilerini dikkate alarak anlattım. Elimizde başka ülke ve kentlere ait de rehberler vardı ama yayınevimiz ile birlikte bu kez tek bir ülkeye odaklanmayı (ve diğer bahsi geçen kentleri sonraki kitaplarımıza saklamayı) seçince ortaya bu kısa Almanya rehberi çıktı… Tam çocuklu seyahatlerde çantaya atıp adım adım yanında gezdirmelik bir rehber oldu.
 
Eski Zaman Pikapçısı isimli kitabınızı okur gözüyle yorumlar mısınız?
Kitaptan önce Eski Zaman Pikapçısı’nın zaten bir takipçi kitlesi vardı. Bu kitleyi, geçmişi günden güne daha da çok özleyen eski günlere dair nostaljik duygular hisseden; ve özellikle de çocukluğu 80’lerin sıcak ve güvenli mahalle ortamında geçmiş insanlar oluşturuyor. Benim de dahil olduğum bu nostaljik grup kitabın hedef kitlesini oluşturuyor. Ben, kitapta da sıkça bahsettiğim gibi, çocukluğumuzdan bize arta kalanların; artık hayatımıza geri döndürülemeyen değil de ortadan kaldırılamayan en şanslı, en kalıcı yanlarımız olduğuna inanırım. Bugünü anlamak için çocukluğumuza; ana-baba evimizden çıkanlara ve geçmişimizden gelenlere sımsıkı sarılmamız gerektiğini düşünürüm. Bence okurun gözüyle Eski Zaman Pikapçısı kitabı da her şeyin en güzelinin, en eskisi olduğunu ve en güvenilen kimselerin en eski dostlar olduğunu anlatıyor.
 
Eski Zaman Pikapçısı isimli kitabınızın vermek istediği mesaj nedir?
Bana göre, çocukluğunu en keyifli geçiren, en şanslı kuşak; bizim kuşaktır... Sokakta özgürce büyüyen son nesildik biz… Minik güzelliklerin değerini bilmiş; samimi insan ilişkileri içinde yetişmiş, herkesin aynı filmi, aynı kanaldan, aynı saatte izlemesiyle büyümüş, hep beraber pötibör bisküvi yiyip siyah önlük giymekten gocunmamış; en büyük lüksü kokulu silgileri olan; gazoz kapağı ve peçete biriktirmesiyle gurur duymuş ve birbiriyle rekabet etmek yerine; gücünü birbiriyle dayanışma içerisinde olmaktan almış 80’lerin çocuklarıydık biz… Tam da şimdi oğlumla kızımın olduğu yaşlardaydım. Bilgisayarlarımız, tabletlerimiz belki birçoğumuzun kendisine ait odası bile yoktu. Hele internetin zaten adı bile yoktu. Ama sakızlardan çıkan basit mini-kartlarla kaldırımlarda oynamak vardı; rengarenk boyalarımız, kan kardeşlerimiz, sevinçlerimizi, üzüntülerimizi, hasretliklerimizi yazıya döktüğümüz duygu yüklü mektuplarımız vardı. Art niyet yoktu. Lunapark ‘ta çarpışan otomobiller için sıra beklemek; yeşil alanlarda bezden bebeklerle tencere tabakla oynamak, akşam sefalarını ezip meyve suyu yaptığını sanmak vardı. Aldığımız şeyin değerini bilerek gece yatağın başucuna koymak vardı… Demem O Ki… Kitabın ikinci bölümünde bir yerde de söylediğim gibi; birkaç dakika gözünüzü kapatıp düşünün. Çocukluğunuzun en keyifli anlarını hatırlayın… Bu kitap vesilesiyle ben de dilerim ki her şey, günün birinde gelecek nesiller icin de yeniden tıpkı o eski günlerdeki gibi olsun; günümüzün ebeveynleri olan “80’ler”in o şen çocuklarına selam olsun. 
 
Yeni çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Şu anda yukarıda bahsettiğim tarihi ve nostaljik yazılarıma ve çeşitli dergiler için içerik üretmeye devam ediyorum. Bir yandan yine benzer konularda çeviri faaliyetlerim de devam ediyor. Sıradaki kitabı soracak olursanız öncelikle “Bekle Bizi Almanya” kitabının daha geniş kitlelere ulaşması için farklı dillerde baskıya girme projesi var. Sonuçta çocuklara uygun bu tarz şehir rehberleri sadece Türk okur için değil dünyanın her yerinden aileler için ihtiyaç duyulan ve ilgi gören eserler oluyor. Bu bağlamda şu anda kitabımın örneğin Bulgarca’ya çevrilmesi tamamlandı. Kendim de Bulgaristan’da yaşadığım için kitabımın bu ülkede yeni baskıya girmesi 2023 hedeflerimiz dahilinde yer alacak gibi görünüyor.

Bu haber 118 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum